| Oy arayışları kimilerine; inandığı,
Hiç bir zaman vazgeçemeyeceğini sandığımız ilkeleri unutturuyor. Siyasetin acımasız, acınacak yanı bu olsa gerek. Yerel seçim havasına girdiğimizden beri, halkı yaşam sıkıntıları içinde bocalamaya bırakan AKP iktidarının marifetleri geniş ölçüde unutuldu, bir yana atıldı... Ana muhalefet partisinin alışılmadık, beklenmedik sapmaları tartışılıyor. Çarşaf ve türbana yalakalık içeren söylem ve tartışmalar bitmeden CHP Genel Başkanı bu kez kendi bünyesinde kimilerine göre “reddi miras”, mesleğin yüz akı Melih Aşık dostumuzun bu konuyu işleyen yazısına koyduğu başlık gibi, “Abesle iştigal” diye adlandırılan bir başka sapmayı ortaya attı. Melih Aşık yazısına, “Deniz Baykal çarşafı savunurken ‘Geriye bir sıçrama’ yapıyor” diye başlıyor ve:
CHP Genel Başkanı’nın son grup toplantısında çarşafı ve türbanı yine savunan konuşmasındaki şu cümlesi bir kez daha şimşekleri üstüne çekmesine neden oluyor: “...Cumhuriyet döneminde, Atatürk Bulvarı’nda kılık kıyafeti olmayan insanlar geçemiyordu. Tek parti zihniyeti oydu...” Halka çağdaşlığı göstermeye çalışan günleri bir cümlede harcayan konuşmayı ve “Zihniyet devrimi” adı altındaki bu ve diğer sapmaları kimler okşuyor, kimler alkışlıyor ? Bakın dinci gazetelere... Fethullah Gülen’in Zaman’ı ve RTE’ye de dinci çevrelere de yakınlığıyla tanınan Yeni Şafak !
Bu gazetelerle köhne Osmanlı’dan çağdaş Cumhuriyete dönüşümü karalamayı görev bilen çevreler tarafından övülmek ayıbı bile ömür boyu bir insana yeter.
Kahrolsun Cumhuriyet, yaşasın ikinci cumhuriyet ! Ha gayret, üçüncü, dördüncü ! CHP Genel Başkanı, “denizi dalgalandırıyor”. Yıllardır şeriatçıların Cumhuriyeti vurmak için kullandıkları sloganları tekrarlayarak “siyasi irtifa” kazanacağını düşünüyor. Atatürkçü, devrimlerin sadık koruyucusu olan partinin son seçim sloganı: Ne olursan ol; ister dinci, şeriatçı, çarşaf ve türban sevdalısı, kim olursan ol gel. Yeter ki bana oy ver !..
Gerekçesi de kuşkusuz hazırdır: İktidar kömür ve nakdi yardım karşılığı oy topluyorsa... Ben de onun yıllardır kullandığı silahları kullanır; dinci çevrelere üstü kapalı söylemlerle seslenir.
Çarşafa sarılır, türban takar ve... Devlet kuran partiyim sloganını bir hamlede, tek bir cümle ile yadsıdığını duyumsatır...
Özetlersek; geçmişimi saçma sapan bir örnek ve tek cümleyle inkâr ediveririm. Zihniyet devrimi sloganını pek beğenmiş olacak ki; tek parti zihniyeti tanımının ardından gelen eleştirileri değerlendirirken “Bunu söyleyen o çevrelere sorun. Bizim söylediğimiz çok açık, herkes kendine göre yorumluyor” diyor. Ne yazık ki kimi gazeteler, Baykal’ın geçmişi yadsıma çabasını haklı olarak eleştiren kimi CHP’lileri “parti içindeki muhaliflerin marifeti” gibi sunmaya özen gösteriyor.
Oysa tek parti döneminin sadece eleştirilecek kimi yanlarını ön plana alarak, Cumhuriyetin temeli olan devrimleri hiçe saymak; dinci, gerici, Osmanlı hayranı kimi çevrelerin belli başlı gıdası. Yadırganmıyor ama bunlara karşı mücadele etmek rejimsel bir görev sayılıyor. Ne ki o dönemi birden reddeden davranışın CHP’den gelmesi elbette sert tepkilere ama haklı tepkilere neden oluyor. CHP, 27 yıllık tek parti iktidarını 14 Mayıs 1950 günü yitirdi.
Yeni iktidar Demokrat Parti’nin ilk marifeti CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye iki açıdan saldırmak oldu. Kişisel ve rejimsel açıdan ! Oğluna kulp takmak istediler, tutmadı. 27 yıllık Atatürk ve İsmet İnönü’lü tek parti dönemini silkelemeye giriştiler. Azgın saldırılar karşısında İsmet İnönü ne yaptı ?.. Çıktı kamuoyu önüne: “Tek parti döneminin bütün sorumluluğunu üstlendiğini”“Tek partinin varsa verilecek hesabı, vermeye hazırım” dedi.
Tek partinin devrimsel başarılarını değil, sorumluluk getiren ne varsa bunları üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. söyledi. Neden ?..
Zira partim oy yitirir mi kazanır mı hesabı yapmadan, geçmişi korumaya, Savunmaya hazır olduğunu söyleyebilen bir devlet ve siyaset adamıydı İsmet İnönü... Ya şimdi ?..
Ara da bulasın. Nerede İsmet İnönü gibi devlet ve siyaset adamları... Uzağı gören Mustafa Kemal Atatürk, “CHP’nin benim partim kalacağını nereden bileyim” derken boşuna laf etmemiş, haklı çıktı. Şimdi kıytırık oylar peşinde koşan koşana !.. Cüneyt ARCAYÜREK
Not: Kaynak Cumhuriyet |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder