26 Aralık 2008 Cuma

Özgürlük üstüne bir deneme

Enver

İki tür tutsaklıktan söz edeceğim size…

İlkin gönüllü olanından; acılarına, açmazlarına, üzüntülerine karşın bir yurdu sevmekten ve bir başka yerde olmak istememekten…

Tıpkı evimizi sevmemiz gibi…

Kırık, dökük, rutubetli olsa da severiz evimizi. İçinde çay demlenir, camlar buğulanır, kimi zaman kahkaha sesi taşar pencerelerden; bazen gözyaşları dökülür; yine de severiz işte…

Ana kucağıdır ev…

Yurtla evi benzetmek doğrudur. Bizi sınırlayan etik kurallar vardır, duygusal gerekçelerimiz vardır. Terk etmeyiz; edemeyiz…

Güzeldir bu bağ…

Gidilip, görülecek onca yer vardır, bilirsiniz ama gitmezsiniz. O toprak, o ev yüreğinizi çelmiştir.

Üstelik o evin bir ahengi vardır. Bir eksilse denge yiter. Bu yüzden değil midir gelin kızın ağlaması, annenin gözyaşı, babanın hüznü…

Armoni bozuldu mu, ev tatsız tuzsuz bir yer olur, adımlar geri geri gider…

Diyeceğim; bu gönüllü tutsaklık korur, yaşam sevincimizi arttırır.

Eğer yurdumuzu da evimiz gibi görüyorsak; tüm değerlerini, insanlarını da öyle severiz, kendiliğinden, zorlanmaksızın…

Edirne'den görüntüler izledim dün… Çingenelere imrendim… (Kimileri onlara roman diyor. Niye ki; Çingeneler Zamanı, diye bir film var ve ben o insanları tam da öyle oldukları için sevdim…)

Datça'dan Knidos'a giderken yol boyu yöre insanlarıyla söyleşirim. Şiveleriyle sıcaklık doğar içimde… Kırık dökük o dik, neşelendirir. Eğer değişse, sanki yaşantının dengesi bozulur…

Antakya'da gündelik dil Arap'çadır. 'Ruhum' diye sevgilerini dillendirirler. Elbet Arapça'da… Başka türlü olmaz ki!
Sade Kürtler yok bu ülkede, Ermeniler… Türlü türlüyüz… Evimizin içi böyle bizim…

Ancak bir diğerinin varlığıyla var olduğumuzu fark ettiğimiz de o ahengin anlamı yerini bulur…

Diyeceğim; biri giderse, bina çöker…

DNA'sı o zaman bozulur bu toplumun!

Bir diğer tutsaklık da dayatmacı olan elbet…

Silahla, hukukla bir arada tutmak ister kimileri sizi; olmaz!

Soluk alamazsınız o zaman…

Kimi 'Evin sahibi benim' der… Yazık…

Kan dökülür, soy sop yarışması başlar!

Artık soluk almak olanaksızdır orada…

Özgürlük üstüne düşünen biri, elde olmaksızın hangi toprağa ayak bastığına, kiminle birlikte soluk aldığına bakar.

Alıp başını gitmek bir özgürlükse, bir arada olmayı istemek de, bir başka özgürlüktür…

EnverAysever-skytürk

Hiç yorum yok: