19 Aralık 2008 Cuma

Melih Gökçek’in siyasi kariyeri bitmiştir

Melih Gökçek’in siyasi kariyeri bitmiştir

atilgan.bayar@aksam.com.tr


Çaçaron müzakerecilik üslubuyla daha önce puan toplayan Melih Gökçek, bu sefer aynı ‘çaçaron’ üslup nedeniyle Türk toplumunun ‘antipati’ nesnesi oldu...

Niye?

Şundan: Daha önceki seçimlerde AK Parti karşısındaki eleştiriler, genel bir haksızlık duygusu yaratıyordu. Çünkü eleştiriler, halkın sahip çıktığı değerler üzerinden yapılıyordu...

Bu yüzden, Gökçek; konuyu saptırsa da, karşısındakinin konuşmasını sabote de etse, program yöneticilerini maniple etmeye de çalışsa... çaçaron üslubu prim topluyordu...

Haksızlığa uğradığını düşünen kalabalıklar, ‘bunların hakkından ancak Melih gelir,’ diyordu.

Dikkat ediniz, Melih Gökçek’e AK Parti’nin gösterdiği teveccüh, Gökçek’in kişiliğini, kimliğini onaylamaktan ziyade, ‘bunların hakkından ancak Melih gelir,’ düşüncesiydi.

Baksanıza, Kılıçdaroğlu ile Gökçek’in tartışmasından önce fikri sorulan eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat nasıl değerlendirmiş durumu:

‘Vallahi Melih daha şıllıktır...’

Bu cümle,’şıllık’ kelimesinin olumsuz anlamının, CHP’ye karşı yöntem olarak kullanıldığında bir AK Partili’nin zihninde nasıl olumluya dönüşebildiğinin tipik göstergesi.

Peki Gökçek şimdi niye kaybetti?

Çünkü şimdi, karşısında milletin dini ve kültürel değerleriyle mücadeleye giren biri ve ideolojik bir meydan okuma yoktu.

Karşısında Nur Serter, Necla Arat, Canan Arıtman ekolü bulunmuyordu yani.

Sıradan bir adam, elindeki belgeleri sallayarak, yolsuzluk hesabı soruyordu... Üstelik, iddialara göre cebinden parası alınan devlet bile değil, doğrudan halktı...

Üstelik bu halk içinde AK Partili seçmen de mebzul miktardaydı. Kılıçdaroğlu soruları bir ideoloji, bir parti adına değil, halk adına soruyordu...

Bu iddialar karşısında konuyu dağıtmak, cevap vermemek, gülümsemek, karşındakini susturmaya çalışmak gibi ‘çaçaron’ davranışların kimse nezdinde sempati görmesi mümkün değil.

Kılıçdaroğlu’nun ideolojilerden azade yolsuzluk sorgulaması, karşısındaki ‘çaçaron’luğun CHP ve onun ideolojisine değil, halka karşı yapılmış olduğunu deşifre etti.

Özeti şu: Halk daha önce Gökçek’in elitistlere ‘çaçaron’luk yaptığını düşünüyordu.

Şimdi aynı ‘çaçaron’luğun yalnızca elitistlere yapılmadığını, Belediye Başkanı’nın standart münazara üslubu olduğunu gördü. Sorular ideoloji adına değil, halk adına sorulduğu için de ‘çaçaron’luğa kendisinin maruz kaldığını hissetti.

Seçmen, elitistlere yapıldığında keyif aldığı muamelenin kendisine gösterilmesini asla affetmez.

İşte bu yüzden Melih Gökçek’in siyasi kariyeri sadece Ankara ilinde değil, Türkiye sathında bitmiştir.




Kılıçdaroğlu hiç mi hata yapmadı?

Yaptı.

Hatta, büyük bir fırsatı değerlendirmekten de aciz kaldı.

Gökçek, sıkıştığı konuları geçiştirmek için, CHP’li belediyeler hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündeme getirdiği zaman...

“CHP pür-i pak değildir. Bu iddialar, yargının ilgi alanındadır ve şu anda bu iddiaları tartışmıyoruz, senin hakkındaki iddiaları tartışıyoruz,” diyemedi.

Bir adım ileri gidip, “CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının da takipçisi ben olacağım, şimdi konumuza bakalım...” diyerek kendi partisi içinde de bir temizlik harekâtının sembolü olmayı göze alamadı.

Bunu yapabilseydi, halkın kolektif bilinçaltına ‘CHP, kendi kendini de temizleyebilen bir parti’ algısını oturtabilirdi.

Melih Gökçek’in sunduğu büyük fırsatı değerlendiremedi.

Hiç yorum yok: