18 Aralık 2008 Perşembe

RTE Sinirlenmesin de Kim Sinirlensin ?..


Sinirli.
Olmadık yerde birden bağırmaya, hakaretler etmeye başlıyor.
İktidarının ilk yıllarında böyle değildi.

Medyamız henüz yalakalık dönemini yaşadığı için arada bir sinirlenip bağırıp çağırmasına, işine gelmeyen konulardaki irdelemelere sert çıkmasını sindiriyordu. Yine şekeri yükseldi deyip geçiyordu. Lakin son bir yıldır hemen her gün biraz daha sinirli, en ufak eleştiriye tahammül edemeyen bir başbakan var karşımızda. Diyabet hastalığı ise dün de vardı bugün de. Öyleyse neler değişti de RTE sinirlerine egemen olamıyor ? ..

Artık RTE’deki olağandışı davranışların nedenleri biliniyor.
RTE sinirlenmesin de kimler sinirlensin ?
Altı buçuk yılda nereden nereye geldi.
2002 yılında herkese, her şeye çalım atan RTE nerede, bugünkü RTE nerede ?

Ulusal irade bana ülkeyi dilediğim gibi yönetmemi emrediyor diyordu.

Türban yasakmış, bir sorunmuş öyle mi ?..
-Arınç ağabeyimin söylediği gibi- bu konu namus sorunumuzdur.
Üniversite kapısından içeri giremeyen türbanlı öğrencilere biraz sabır, bu sorunu çözeceğiz, dedi.
Çözemedi.
Feyiz aldığı imam hatipleri dışlamak ne demek ?..
İmam hatipleri yücelterek sorunlarını bir hamlede çözeriz, dedi.
Çözemedi.
2002’lerde dinci bir partiyiz ama Avrupa Birliği’ne üye olmak hedefimizdir
Diye Avrupa’da seferlere çıktı.
AB’den gelen her dayatmaya eyvallah deyip sineye çekti.
Tam üyeliğimizin 2014’te değil, daha önce gerçekleşmesi için gaza bastı.
2008’de AB’den; tam üye olmak istemiyor.

AB’ye üye olmak isteyen bir ülkenin gerçekleştirmesi gereken zorunlu düzenlemelerden kaytarıyor sesleri duyulmaya başlandı. Bu konudaki sorunları da çözemedi.
IMF’yi kovduk dedi. Ekonomi sorunlarını IMF’siz çözeriz, dedi.
Çözemedi.

2002’lerde bangır bangır bağırıyordu; yetimin hakkını kimseye yedirmeyeceğiz. Yolsuzluklarla mücadele edip kökünü kazıyacağız, dedi. Sorunu çözemediği gibi yolsuzluk, rüşvet dallandı budaklandı. Partinin üst yönetim kadrolarına girdi. Bu sorunu da çözemedi. Her mahallede türbanlı zenginler türedi. Sayesinde Müslüman kişinin haram kokan afralı tafralı giysilere fazla itibar etmemesi gibi kurallar da rafa kaldırıldı.

Halka refah vaat etti.
Yoksulluk ve aç insanların sayısı arttı.

Krizleri gözden kaçırayım dedi.
Kriz AKP zenginlerini değil giderle geliri denkleştirmek için canını dişine takarak çalışan halkı vurdu.
İşsizliğe son vereceğiz, yeni çalışma olanakları yaratacağız, bu sorunları da çözeceğiz diye yola çıktı.
İşsizlik arttı, giderek artıyor. Bu sorunları da çözemedi. Ve... Halkın gözüne girmek için elinde kala kala... bedava dağıttığı kömür torbaları... yiyecek kolileri... devletin kesesinden para yardımı kaldı.
Sormak bile abes. Bu koşulları yaratan, bu koşullar içinde bunalan RTE sinirlerine nasıl egemen olsun ?
Üstelik kendi de altı buçuk yılda vardığı sonuca hayret ediyor olmalı.

Son çareye başvuruyor.
Kömürle, gıda kolileri ve para yardımıyla altı buçuk yılda baba mirası gibi harcadığı ulusal iradeye yaranmaya, gözünü boyamaya çalışıyor. Düne kadar benden başka büyük yok diyerek meydan meydan gezen, burnundan kıl aldırmayan RTE’nin yakın çevresi, belki de RTE’ye tercüman oluyor ve: Yerel seçimde oyların yüzde 47’den yüzde 32-34’e düşmesi olasılığından korkuyla söz ediyorlar. Dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde iktidarı döneminde böylesine olumsuz sonuçları gerçekleştiren bir iktidar ve başbakan; çoktaaan kapı dışarı edilir ya da kendi çekilir gider...

Tabii sözünü ettiğimiz başbakanlara Edirne sınırından sonraki ülkelerde rastlanıyor.

Cüneyt ARCAYÜREK



Hiç yorum yok: