Memleketimden insan manzaraları:
Rıhtımda balıkçı teknesinden satılmaya giden kasalardan yere düşen, çarşıda kilosu iki YTL hamsileri naylon torbalara doldurup evinin yolunu tutan genç, yaşlı, kadın, erkek insanlar…
100 YTL maddi yardımı alabilmek için banka önünde uzun kuyruklar oluşturan, sıra kapmak uğruna aralarında kavga eden kadın, erkek, genç, ihtiyar insanlar…Bu insanlara rahat bir yaşam vaat eden programlarla sosyal demokrat bir parti olarak halkın önüne çıkması gereken CHP’nin, İstanbul Sultanbeyli’de belediye başkan adayı emekli imam Osman Nuri Bedir; “İnanan inanmayan, başı açık, türbanlı, çarşaflı, cüppeli, sarıklı, Alevi, Kürt… Kim olursan ol. Yeter ki bana oy ver” diye bangır bangır bağırıyor.
Çarşaf mucidi -genel başkanın has adamı- düne kadar Atatürk düşüncesinin, devrimlerin, örneğin kılık kıyafet devriminin bir numaralı savunucusu olduğunu sandığımız CHP’nin İstanbul milletvekili Mehmet Sevigen de, “Bugüne kadar size sahip çıkamadık” diye cüppeliden, çarşaflıdan, sarıklıdan, türbanlıdan özür diliyor.
Bütün bunlar, devrimleri oy uğruna satışa çıkaran bir partinin Sultanbeyli’de 2004 yerel seçimlerinde (37.928 oy ile) malın gerçek sahibi AKP’ye karşı aldığı oy ne kadar, söyleyelim: 6 bin 729!
CHP’deki post anti-modern gelişmelere hayret etmemek gerek.
Zira bu partinin İl Başkanı Bay Gürsel Tekin, geçenlerde “il veya ilçe başkanlığına çarşaflı birinin de seçilebileceğini” ilan etmedi mi?
***
Öteki sol partimizdeki gelişmeler iç açıcı mı? Hayır!
Nihayet Rahşan Ecevit patladı. DSP’nin, partinin kurucusu Bülent Ecevit’in saptadığı düşünce, inanç ve ilkelerden saptığını söylüyor.
Bu çıkışın öncesi ve bir de bugünü var. DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli günümüzde yaşanan gerçeği gösterdi. Dön dolaş yine DSP’ye üye ve Şişli adayı olan Mustafa Sarıgül’ün partiye alınması olayını “Sanki Sarıgül partiye katılmıyor. DSP Sarıgül’e katılıyor” diye özetledi.
Bu tanımda doğruluk payı büyük. Zira Sarıgül’ün partiye katılım töreni -herhalde- Şişli Belediye Başkanı’nın organize ettiği büyük kalabalıklar huzurunda ve partiden çok Sarıgül’e gösteriler arasında gerçekleşti.
Sarıgül DSP’den belediye başkanı olmak için gelmedi.
Sarıgül, CHP’de bulamadığı ve bir türlü vazgeçemediği genel başkanlık tutkusunu DSP’de gidermeye, bilinen ve bildiği yöntemlerle partiyi ele geçirmeye, DSP genel başkanı olmaya hazırlanıyor.
Rahşan Hanım son çıkışını arkasında Sarıgül’ün niyeti yatıyor.
DSP’nin kuruluşunda eşi kadar, kimi yerde eşinden de fazla emeği geçtiğine tanık olduğumuz Rahşan Ecevit; Sarıgül’le DSP’nin Ecevit’lerin düşünce, inanç ve ilkelerinden uzaklaşacağını sezdi ve tehlikeyi gördü… Şimdi ya Ecevit’in adını kullanmayın diyor veya partinin adının değiştirilmesini istiyor.
***
Şaşırtıcı gibi görünen, oysa gerçeği yansıtan olaylar birbiri ardına üstelik gelişerek geliyor.
Bu memleketin başbakanı kriz teğet geçti derken bu kez inişe geçti diyor.
Bu memleketin Merkez Bankası yaptığı açıklamada, bu memleketin başbakanını yalanlıyor. Kriz reel sektörde öyle bir tahribat yaptı ki onarımının ne kadar zaman alacağını, ne zaman sona ereceğini bilemediğini söylüyor.
Bu memleketin muhalefeti tüketiciyi rahatlatmak için KDV’nin yüzde 18’den 12’ye indirilmesini öneriyor. Başbakan ise “Ya’vu, KDV indirimi isteyenler IMF’nin KDV’leri yükseltmemizi istediğini bilmiyorlar” diye muhalefetle dalga geçiyor. Bir yandan da ümüğümüzü sıktırmayacağımızı söylediği IMF ile aramızda pürüz kalmadığını, yılbaşına kadar anlaşmaya varılacağını açıklıyor.
Hemen her gün ortaya çıkan yeni örneklerle seçmen kütükleri rezaleti gündemden düşmüyor.
Bu konudaki sorumluluk da ortada kaldı.
Yüksek Seçim Kurulu, kütük düzenlemelerinde sorumluluk bana ait değil, diyor. İçişleri Bakanlığı’na bağlı nüfus genel müdürlüğünden gelen rakamlara göre kütükleri düzenlediklerini açıklıyor.
Bu konuda da sorumluluğu üstlenmesi gereken iktidar partisi AKP sözcüsü, hayır; diyor. Sorumlu doğrudan YSK’dir.
Kütük rezaleti seçimleri şaibeli duruma düşürür diye düşünen, bu sorunu çözmek için ne gibi yöntemler, olanaklar vardır, araştıralım diyen yok.
İktidardan da muhalefetten de bir araba laf. Biri iktidarı suçluyor, öteki savunuyorken; seçmen listesinde adını bulamayan veya iki aylık iken ölen çocuğunu 40 yıl sonra seçmen listesinde gören baba.. yıllardır oyunu Bodrum’da kullanan eşini Ankara’daki listede gören koca ne yapacağını bilemiyor.
Seçmen listelerine itiraz dün sona erdi. Sakıncalar ortadan kaldırılamadı.
Bir seçim geliyor ki, kim kime dum duma!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder