| Mine G. Kırıkkanat |
| mine.gokce@wanadoo.fr |
Çok sevilir, sayılır ve her yana heykeli dikilir. Oysa Atatürk heykelleri, kaşları iki çalı süpürgesi, çenesi faraş, burnu patates çuvalı olarak yontulur (daha doğrusu kalıplanır, çünkü heykellerin çoğu eser değil, seri imalat ürünüdür) ve o güzel adamı böylesine çirkinleştirmek, ne heykeli dikeni rahatsız eder ne de seyredeni. Çünkü Türkiye, özgür bir ülkedir. Özgür Türkiye’de Atatürk’ün fikirlerine öyle saygı duyulur ki, içlerinden Atatürk’e zarar verebilecek kendi ifadeleri bile ayıklanmış, kalıplanmış, derin dondurucuda korunmakta, kullanılacağı zaman kalıplar halinde çıkarılıp, kalıplar halinde yerine konulmaktadır. Biri Atatürk’ü bu kalıpların dışına çıkarmaya, fikirlerini özgür vezinle yaşatmaya, hele döküm kült değil, kırılgan insan olduğunu hatırlamaya görsün, vay haline! Çünkü Türkiye, özgür bir ülkedir. Özgür Türkiye’de Atatürk’ün icraatına öyle sadakat gösterilir ki, icraatının ifadesi kültür kurumları darmadağın edilmiş, bankalar batırılmış, örnek işletmeler satılmış, zaten ASIL icraatı, uygarlık demek olan cumhuriyet kavramının da içi boşaltılmıştır. Ama çalı süpürgesi kaşlı, faraş çeneli, patates burunlu kalıpları her meydan ve bahçede durmaktadır ya, kurduğu cumhuriyetin yıkılmasına seyirci kalınabilir. Eseri cumhuriyeti hiçbir dirençle karşılaşmadan yıkanlar, hele ucube heykellerine dokunmaya kalksınlar, görürler başlarına gelecekleri, anlarlar neymiş bu milletteki Atatürk sevgisi! Çünkü Türkiye, Atatürk’ü heykel olarak yaşatmakta, ama fikrini ve kurumsallığını gömmekte özgür bir ülkedir. Türkiye özgür bir ülkedir ve Kur’an kutsal bir sanat eseri, İslamiyet ince uygarlıklar kurmuş insanların eşsiz kalıtlar bıraktığı, güzel kokuların sembol olduğu bir dindir. Ama Mimar Sinan’ın muhteşem örneği ve daha niceleri gözlerinin önünde dururken, cami diye ucube ötesi binalar kondurmak ve zaten mücevher gibi işlenmiş camileri “tamir” diye mahvederken, gerek eski haşmetin, gerekse yeni fecaatin içini saran ayak kokuları arasında secdeye durmak, müminleri pek rahatsız etmemektedir. Çünkü Türkiye, güzeli yıkıp çirkini kurmakta özgür, burnu da tıkalı bir ülkedir. Türkiye özgür bir ülkedir ve İslamiyet, aynı zamanda sevgi, merhamet, barış, güzel ahlak, hoşgörü, ruh ile beden temizliğinin kutsandığı bir dindir. Kızını, kızanını döven adam, sevdiği için döver. Her zaman sevdiği için her akşam bir fasıl döven de çoktur. Sevgisi fazlaysa, trafikte arabasını sollayan şoförü, gürültü etme diyen komşusunu da döver. Yolda öpüşüyorlar, sevişiyorlar diye tanımadığı gençleri de evire çevire sevdiği olur. Karısını keser, namusunu temizler. Başkasının karısını kızını kesip namusunu temizleyeni de vardır. Namus temizlemediği zamanlar, merhametten, yoksullara dağıtmak için kurban keser. İslamiyet’in en büyük bayramında toprak kan kusar, denizleri kan bürür, yollarda dalaklar, bağırsaklar çürür, kurbanlık danasını elinden kaçıran mümin taksiyle kovalayıp hayvanı tabancayla vurur, kasap elinde bıçak kurbanı bırakıp AB heyetinin peşine düşer, bazı kasaplar kendilerini keser, hava günlerce et kokar ve İslamiyet’in sevgisini, barışını, uygarlığını, temizliğini hiç rencide etmez bu manzaralar. İsteyen istediği zaman kurban keser. Adak der keser, bayram der keser, namus der keser, sevap der keser. Çünkü Türkiye, özgür bir ülkedir. Ama özür dilemek, yasaklıdır! Küçükler büyüklerin elini öper, Türkler özre gitmez, özür Türklere gelmelidir, Türkiye özür dilemez. Ne Cumhuriyet’ten, ne İslamiyet’ten, ne insanlardan, zaten ne de hayvanlardan. Yurttaşların da özür dilemek özgürlüğü yoktur, olmamalıdır! Çünkü bireylerin özür dilemesi bile yurdu bölmeye, ekomiyi batırmaya, rejimi tehlikeye atmaya, düşmanı üzerimize çullandırmaya yeter. Ama yurdun, ekonominin ve rejimin nasıl olup da henüz kimse özür dilemeden bu hale geldiği, aydınlatılması imkânsız bir muamma olarak karşımızda durmaktır. Ne gam. Kesmeye devam. |
19 Aralık 2008 Cuma
Kes kurtar!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder