7 Ekim 2008 Salı

Bize verdikleri öğütleri unuttular

Bize verdikleri öğütleri unuttular

Avrupa ve Amerika'da bankalar birer birer batıyor.
En büyükler batma kuyruğuna girdi.
Havalarından geçilmeyen, ülkelere ders veren bankacılar ortalıkta
yok.
Hükümetler duruma el koydu.
Amerika'da, Avupa'da bankalara kurtarma operasyonları düzenleniyor.
Yüz milyarlarca dolar kamu kaynağı batan bankalara aktarılıyor.
Bu gelişmeler beni bir kaç yıl, daha doğrusu 8 yıl kadar öncesine
götürüyor.
2000'li yılların başında benzer bir krizden Türk bankacılığı da
geçti.
Egebank, İmarbank, Adabank. Etibank gibi bankalar "Kriminal'
sayılabilecek yöntemlerle patronları tarafından soyulduğu için
bunlara diyecek bir şeyimiz yok ama bazı bankalar, aynen bugün ABD
ve Avrupa Bankaları gibi "Piyasa koşulları" yüzenden batma
noktasına geldiler.
Hele hele bunlardan Demirbank, kamu kağıtlarının değer
yitirmesinden, yani devletin batma noktasına gelmesinden ötürü,
elinde çok miktarda kamu kağıdı bulundurduğu için kısa dönemli
bir sıkıntıya girdi.
Bir gecelik "Kıyakla" hayatta kalabilirdi.
Fakat Türkiye'deki bankacılık otoritesi BDDK ve Merkez Bankası
hiç acımadan bu bankanın batmasına neden oldu.
Fakat işin en ilginç yanı bugün ABD ve Avrupa'da zora giren
bankaların kurtarılması için yalvaran uluslararası finans
kuruluşları, 8 yıl önce benzer olaylar Türkiye'de yaşanırken
tam tersi bir tavır içindeydiler.
Başta IMF olmak üzere hepsi "Bu bankalara sakın yardım etmeyin. Bu
bankaları kurtarmayın. Bırakın batsınlar. Piyasa koşulları
işlesin" diye Türkiye'ye baskı yapıyorlardı.
Bu baskıların da sonucu olarak Türkiye'de batmayı hiç de
haketmeyen bankalar bile batırıldı.
Bu sürecin sonunda Türkiye'nin bankacılık sisteminin yüzde 40'a
yakını yabancaların eline geçti.
Demirbank gibi o dönemde bile 3-4 milyar dolar edecek bir banka 300
milyon dolara İngilizlerin oldu.
O gün Türkiye'de bankalara yardım edilmemesini isteyenler, aynı durum
kendi ülkelerinde olunca bankaların kurtarılması için canhıraş
bir çaba içindeler.
Şimdi merak ediyorum, piyasa koşulları denilen şey Türkiye için
farklı, Avrupa ve ABD için farklı anlamlar mı içeriyor.
Yoksa Türkiye'ye finans konusunda akıl verenlerin akıllarının
arkasında başka bir şey mi var!

Hiç yorum yok: