Bugün geldiğimiz noktada Büyükanıt’ın payı yok mu?
Bu baskın büyük nefretle karşılandı.
İktidar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon yapma yetkisi veren tezkereyi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu ve kabul ettirdi.
Ordumuz da ağır kış şartlarına rağmen Kuzey Irak’a başarılı bir operasyon düzenledi.
Yıllar sonra düzenlenen ilk kara operasyonuydu bu ve hepimiz bu kez PKK’nın büyük yara alacağına inandık...
Ama ne olduysa ABD verdiği desteği geri çekti ve Türk Ordusu’nun Kuzey Irak topraklarından çıkmasını istedi!
Tesadüf bu ya bu isteğin dile getirilmesinden sadece 3 gün sonra da operasyon ani bir kararla sonlandırıldı!
Benim de aralarında olduğum bazı yazarlar iktidarın bu teslimiyetçi tavrını eleştirmeye, CHP ve MHP de bu ani kararın gerekçesini sorgulamaya başladı...
Ama bu sorulara yanıt iktidardan değil de iktidar sözcülüğüne soyunan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’tan geldi.
Büyükanıt, 3 Mart 2008’de aynen şunları söyledi:
“ABD çık dediği için Kuzey Irak’tan çıktığımızı iddia edenler bunu ispatlarsa, üniformamı çıkartırım. Harekâtı planladığımız zamanlamayla bitirdik.”
CHP Genel Başkanı’nın “İçeride parça kaldı, terör örgütü tamamen yok edilmedi” şeklindeki eleştirisine de yanıtı oldukça sertti:
“Görevi siz mi veriyor, denetliyordunuz ki içeride parça kaldı yorumları yapıyorsunuz.”
“Umarız biz yanılmışızdır” diyorduk hep...
Bu ani geri çekilme kararında ABD’nin parmağının olmadığına yürekten inanmak istiyorduk!
Bunun tek kanıtı da PKK’nın uzun süre belini doğrultamaması olacaktı...
Çünkü Yaşar Büyükanıt öyle demişti!
Sekiz ay önce iktidarı eleştiren muhalefet partilerine ve biz yazarlara ağzına geleni söyleyen Yaşar Büyükanıt artık emekli...
Hükümetin kendisine tahsis ettiği zırhlı arabasının içinde gayet güvenli ve mutlu!
Ama acaba o günlerde verdiği tepkiyi azıcık olsun abartılı buluyor mu?
Çünkü ne yazık ki bugünkü tablo, bu operasyonun PKK’ya hiç de onun söylediği kadar büyük bir darbe indirmediğini gösteriyor...
Sizi bilmem ama ben... PKK’nın her kalleş baskınında Büyükanıt’ın kulaklarını çınlatmayı sürdüreceğim.
O günlerde iktidara kol kanat gerip, eleştirilerin önünü kestiği ve iktidarın doğru yolu bulmasını engellediği için hep onu suçlayacağım...
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugünkü yönetiminin yeniden gündeme getirdiği “Kuzey Irak sınırında tampon bölge”nin o gün oluşturulmamasının ve o günden bu yana yüzlerce daha şehit vermeye devam edişimizin baş sorumlusu olarak onu göreceğim.
Bu da benim en doğal vatandaşlık hakkım!
TEZKERE
Meclis bugün, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Irak’a sınır ötesi operasyon için izin veren tezkerenin süresini uzatmak için toplanıyor.
Eğer yine ABD devreye girip, “Operasyonu kesin, Kuzey Irak’tan askerlerinizi çekin” diyebilecekse...
Bizdeki iktidar, bu talebi reddedecek güce hâlâ sahip değilse...
Kuzey Irak’a girip, terör örgütünün elebaşları dahil tüm elemanlarını tek tek etkisiz hale getiremeyeceksek...
Bugün görüşülecek olan tezkerenin bir anlamı olur mu?
İktidarın bu tezkereyi TBMM’ye getirmeden önce ABD’yle (acı ama gerçek bu) görüşmesi gerekmez miydi?
Hani söyledikleriniz hep doğru (!) çıktı da o yüzden size soruyorum!
GÜNÜN SORUSU
Deniz Baykal dün Deniz Feneri Derneği’ne tanınan vergi muafiyetinin Mehmetçik Vakfı’na tanınmadığını söyledi...
Mehmetçik Vakfı’nın ismini Mehmetçik Feneri olarak değiştirsek ve Kanal 7’nin yöneticilerini de işbaşına getirsek, acaba bu vakfa da vergi muafiyeti sağlanır mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder