Türkiye, laiklik ilkesine sahip çıkamadığı için önce demokratik değerlerden, sonra hukukun üstünlüğünden, ardından da insan hakları ve özgürlüklerden ödün verdi. Bugün geldiğimiz noktada toplum, hem ekonomik sıkıntılar hem de sosyal çalkantılar nedeniyle yorgun düşmüş, bilinçli olarak yorgun bırakılmıştır. Halkın gerçek gündemi geçim derdiyken, popülist politikalar ve söylemler artık karşılık bulmuyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, programını açıklarken "laik" bir parti olduğunu ve anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilemez olduğunu vurguluyor. O halde, anayasanın 2. maddesine bakalım:
"MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
Peki, CHP’nin Bandırma Belediye Başkanlığı’nın cuma günü için hazırladığı videoda fonda Arapça müzik kullanarak cuma günü kutlaması yapması, laiklik ilkesine ne kadar uygundur?
“Ne var bunda?” diye soranlar olabilir.
Ancak unutmamak gerekir ki Bandırma'da yalnızca Müslümanlar yaşamıyor. Farklı inançlara sahip insanlar da var, herhangi bir dine inanmayan insanlar da… Laiklik, bir devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını gerektirir. Bir partinin ve ona bağlı bir belediye başkanının, yalnızca belirli bir kesime şirin görünmek adına anayasal güvence altındaki laiklik ilkesini yok sayma hakkı yoktur. Bu, yalnızca laikliğe değil, farklı inanç ve görüşlere sahip tüm insanlara yapılmış bir saygısızlıktır.
Üstelik yapılan ikinci saygısızlık affedilir gibi değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, devletin resmi dilini açık ve net bir şekilde belirlemiştir:
"MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı ‘İstiklal Marşı’dır.
Başkenti Ankara’dır."
Bu madde de tıpkı ikinci madde gibi değiştirilemezdir.
Şimdi soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçe iken, Bandırma Belediyesi’nin hazırladığı videoda Arapça müzik kullanarak Müslümanlara yönelik cuma günü kutlaması yapmak ne anlama gelir?
Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir ve bu ülkenin resmi dili Türkçe’dir. Bir belediye, üç kuruşluk siyaset uğruna anayasal değerleri yok sayamaz.
Sayın CHP’li Bandırma Belediye Başkanı, laiklik ilkesini savunduğunuzu söylüyorsanız, önce ona uygun hareket etmeyi öğrenin. Bu ülkenin anayasayla güvence altına alınmış değerlerine saygı duymak zorundasınız!
Ozan
07 Şubat 2025
Cuma günü yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı eleştirdiğim Bandırma belediye başkanı Dursun Mirza'yı bu sefer,
İnsan karakteri oluşmadıysa ve zayıf bir kişilik varsa, oportünist bir tavıra uygunsa o insan politik figür olabilir, zaten o tür insanlar ne kendilerine omurgasız, karaktersiz, kişiliksiz denilmesini pekte önemsemezler. Bırakın önemsemeyi çocuklarının, torunlarına bıraktığı olumsuz miras bile umurlarında olmaz.
Politika o kadar iğrenç kirli bir alandır ki, temiz namuslu onurlu insanların yapabileceği bir alan değildir.
DÜN CUMA günü 07 Şubat 2025 tarihinde NAMAZINI ARAPÇA KUTLAYAN, BUGÜN 08 Şubat 2025 tarihinde CUMARTESİ günü İÇKİLİ MÜZİKLİ MÜZİKHOL AÇAN BANDIRMA BELEDİYE BAŞKANI DURSUN MİRZA gibi bir siyasi ortanyalist birinden bahsediyorum.
PAPAZ VE KARGA
Kiliseye yeni atanan bir papaz ilk iş olarak kilisenin çanını iyice temizlemiş. Ertesi gün çanı çalmaya geldiğinde çanın üzerine bir karganın pislemiş olduğunu görmüş ve yine temizlemiş. Ancak olay ertesi gün ve daha sonraki günlerde de devam edince bu kargayı yakalamaya karar vermiş. Bunu nasıl yapabileceğini soruştururken mahallenin muhtarı şöyle bir tavsiyede bulunmuş.
Muhtar: Sen çanın yanına bir parça peynir ve bir kadeh rakı koy ve sonucunu bekle demiş.
Papaz denileni yapmış ve hakikaten ertesi gün hayretler içerisinde kargayı uyuşuk vaziyette çanın yanında yakalamış. Karganın nefesi rakı kokuyormuş. Hayvan tuzlu peyniri yiyince susamış ve su yerine rakı içip sarhoş olmuş.
Papaz kargaya: Ulan demiş Yahudi olsan kiliseye gelmezsin, Hıristiyan olsan kilisenin çanına pislemezsin, Müslüman olsan rakı içmezsin. Söyle bana sen nesin?
Karga kekeleyerek "Ben Oportünistim." diye yanıt vermiş.
diye ironik bir fıkra ile eleştirdim.
Bu ve benzeri insanlar siyaset, güç, koltuk, mevki adına her türlü rezilliği yapabilirler.
Bunlar utanmaz, arlanmazdır.
Yaşadığım şehrin üç siyasi figürü vardır. Biri yukarıda yazdığım belediye başkanı, diğeri çıkarı için Deniz Gezmiş'i bile utanmadan sıkılmadan kullanan ve uydurma mahkeme ifade tutanağıyla kitap yazan, tekrar milletvekili adayı olan bir eski milletvekili aday adayı biri..
Diğeri ise tacizci bir vekil ve utanmadan Bandırma'da sokakta gezen, tekrar milletvekiline aday adayı olduğunu açıklayan biri..
Dördüncü figürü ise, sorgulamayan, siyasi bilinçten uzak, sürü psikolojisi ile hareket eden ve seçimlerde sandıklara giden oy'unu kullanan halk...
Ozan
08 Şubat 2025


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder