Bu ülkenin büyük çoğunluğu, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e derin bir saygı duyar. Ancak bu saygıdan rahatsız olan bir kesim var: Siyasal İslamcılar. Onların Atatürk’ü sevmediğini, "iki ayyaş" söylemlerinden, Osmanlı'yı kutsamalarından ve Cumhuriyet değerlerine düşmanlıklarından biliyoruz. Ancak anlamadıkları temel bir gerçek var: Osmanlı'yı Atatürk yıkmadı! Osmanlı, cehaletin, bilimden uzaklaşmanın ve rasyonel akılla yönetilememesinin bedelini ödediği için tarihe karıştı. Atatürk, çöküşü durdurup yepyeni, bağımsız bir devlet kurarak Türk milletine ikinci bir kurtuluş şansı verdi.
Bu milletin yetiştirdiği dahi ama "kitapsız filozof" olarak bilinen Sakallı Celal’in, 6 Haziran 1962’de hayata gözlerini yummadan önce söylediği şu sözler, Atatürk’e duyulan özlemin derinliğini gösterir:
“Mustafa Kemal’i seviyorum. Ona tahmin edilemeyecek kadar güçlü bir özlemle ölüyorum. Onu öpmek, koklamak isterdim.”
Şimdi bu sözleri bir kenara koyup, günümüz Türkiye’sine bakalım:
Harbiye’de, geleneksel bir ritüel olarak kılıç çeken teğmenlerin, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek yemin etmeleri, birilerinin uykusunu kaçırıyor! O yemin neydi?
"Ant içeriz ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak ve kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır. Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız. Şerefimizle doğduk, şerefimizle yaşayacağız. Ne mutlu Türk'üm diyene!"
Bu yemini eden teğmenler, ordudan atıldı! Evet, yanlış duymadınız: "Ordu geleneğimiz Metehan’dan beri sürüyor" diye övünen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) komuta kademesi, bu ülkenin kurucusuna sadakat gösteren genç subayları ordudan tasfiye etti.
Sormak lazım: Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e saygı göstermek ne zamandan beri suç oldu?
Türk milleti tarih boyunca ordusuna ve askerine büyük saygı duymuştur. "Askerlik yapmayanın evlenemeyeceği" söylenirdi bu ülkede. O kadar kutsaldı askerlik! Peki, ne oldu da bu kutsiyet sizi rahatsız etti? Ne oldu da Atatürk’ün adını anan teğmenleri kapının önüne koydunuz?
Bu yaptığınız, tarihe kara bir leke olarak geçecek. Ve ne yaparsanız yapın, bu utanç silinmeyecek.
Teğmenleri ordudan atanlar, Ayasofya’da kılıçla Atatürk’e lanet okuyanlarla aynı safta yer almıştır. Tarih, bunu affetmeyecek!
İhraç edilen teğmenler Anıtkabir^de
Bu noktada, Anton Çehov’un Ödlek adlı kitabından bir sahne aklıma geliyor. Kitapta, bir adam çocuklarına ders vermesi için bir öğretmen tutar. Ancak ödeme zamanı geldiğinde, öğretmene ders vermek adına acımasız bir oyun oynar:
Öğretmenin 110 ruble alacağı vardır ama adam, türlü bahanelerle bu parayı 10 rubleye kadar indirir. Kadıncağız çaresizce kabul eder ve sadece "Mersi" diyebilir. Adam, bu pısırıklık karşısında öfkelenir:
“Hakkını yediğimi sen de bal gibi biliyorsun! Göz göre göre seni soydum! Ve sen hâlâ ‘Mersi’ diyorsun! Neden haksızlığa baş kaldırmıyorsun? Dünyada bu denli yüreksiz olmak mümkün mü?”
Öğretmenin yüzünde acı bir gülümseme belirir. Cevabı, sessizliğindedir.
Şimdi soruyorum: Çehov’un "Ödlek" öyküsündeki zayıf kim? Teğmenler mi? Yoksa TSK’nın komuta kademesi mi?
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve ordunun doğal başkomutanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sahip çıkan teğmenler mi?
Yoksa AKP hükümetinden korkup koltuğunu kaybetmemek için susanlar mı?
Tarih kaydetti. Ve bir gün, mutlaka yazılacak.
Aşağıda, Türk halkının Atatürk sevgisini kanıtlayan anketi yayınlıyorum. Utanmalısınız!
Ozan





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder