15 Şubat 2025 Cumartesi

KAPİTALİZMİN ÇARKLARINDA BİR MASUMİYET HİKAYESİ

 KAPİTALİZMİN ÇARKLARINDA BİR MASUMİYET HİKAYESİ 




Kapitalizmin Çarklarında Bir Masumiyet Hikâyesi


Bir yerlerde okumuştum; bir Kızılderili, kendisine dinin varlığını ve kurallarına uymanın gerekliliğini anlatan bir rahibe sormuş:

"Bana din olduğunu söylemeseydin, benim durumum nasıl olurdu?"


Rahip yanıt vermiş:

"Haberin olmadığı için sorumlu da olmayacak ve doğrudan cennete gidecektin."


Bunun üzerine Kızılderili sormuş:

"O zaman bana neden din olduğunu söyledin?"


Bu diyalog, insanın doğasını bozan farkındalıklarla tanışmasını, saf bilincin, dayatılan düzenlerle kirlenmesini özetliyor aslında. Tıpkı paranın ne olduğunu bilmeden, kendi kurduğu dünyasında mutlu bir şekilde yaşayan bir insanın, kapitalizmin acımasız çarklarıyla tanıştıktan sonra önce kirlenmesi, sonra da yok olup gitmesi gibi...


Bu, "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" filminde oynayan yerli Nǃxau'nun hüzünlü öyküsü.


İlk filmde sadece 300 dolar kazandı. 36 yaşında ilk kez para ile karşılaşmıştı. Harcamayı bilmiyordu, çünkü maddi şeylere değer vermeyen bir kültürde büyümüştü. Yine de, kazandığı parayı ailesine suyu ve elektriği olan bir tuğla ev inşa etmek için harcadı. Ama gelirini yönetme becerisine sahip değildi.


1989’da çekilen ikinci filmde 80.000 dolar kazandı. Artık paranın nasıl harcandığını öğrenmişti. Şöhretle birlikte dünyanın dört bir yanına seyahat etti; Amerika'ya, Paris'e, Japonya'ya gitti. Beyaz adamın kullandığı bir figüre dönüştü. Alkol ve sigara bağımlısı oldu. Parası hızla tükendi. 1997’den sonra eşi Kora, dört kızı ve iki oğluyla birlikte Kalahari Çölü’ne geri döndü.


2003 yılına kadar kabilesiyle birlikte çiftçilik yaparak mütevazı bir hayat sürdü. Ancak Temmuz ayında, odun toplamak için evden ayrıldı ve üç gün boyunca geri dönmedi. Ailesi onu günlerce aradı. Dördüncü gün, ıssız bir alanda cansız bedeni bulundu. Polis, ölüm sebebini açıklamadı.


Onlarca kez izleyip güldüğümüz filmin başrol oyuncusu, aslında trajik bir hikâyenin kahramanıydı. Ama bu onun suçu değildi. Maddiyatın olmadığı, sadece yaşam savaşının verildiği bir coğrafyanın insanıydı. Kapitalizmin düzeni, para, şöhret ve tüketim kültürüyle tanıştırılmıştı. Sonunda da bu sistemin acımasız çarkları arasında yok olup gitti.


Ve belki de gerçekten… Tanrılar çıldırmış olmalıydı.

Ozan

Hiç yorum yok: