23 Şubat 2025 Pazar

SAĞCILARIN KIBLESİ





Hep söylerim, yazarım: Sağcının kıblesi çıkarıdır, sağcıdan demokrat çıkmaz. Tarih ve siyaset sahnesi, bu tespitin defalarca doğrulandığını gösterdi, bugün bir kez daha yanılmadığımı görüyorum

AKP karşıtlarının oylarıyla seçilip İYİ Parti’den Meclis’e giren Kürşad Zorlu, Ünal Karaman, Seyithan İşsiz ve CHP listesinden seçilen Gelecek Partisi Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, partilerinden istifa ederek AKP'ye katıldılar. Üstelik AKP'nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nda (MKYK) görev alacaklar. Yani dün AKP’ye karşı durduklarını söyleyerek seçmenin desteğini aldılar, bugün ise tam tersini yaparak siyaset sahnesinde "döneklik" kavramına yeni bir boyut kazandırdılar.



Bu isimlerde ideolojik bir derinlik aramak nafile. Zaten ideolojik birikimleri olsaydı sağcı olmazlardı. Ancak insanın biraz onurlu, biraz erdemli bir soyadı bırakma kaygısı taşıması gerekmez mi? Çocuklarına, torunlarına nasıl bir miras bırakacaklarını hiç mi düşünmezler?

Peki, oylarını alıp kandırdıkları insanların yüzüne nasıl bakacaklar? Seçmenlerine hangi bahaneyi sunacaklar? Siyasette ilke ve etik değerler, bu kadar mı ayaklar altına alınır.

Sakallı Celal’in sözünü hatırlamakta fayda var:

"Hiçbir yoğurtçunun yoğurdu ekşi dediği görülmediği gibi, hiçbir Türkçünün de gerçekten Türk olduğu görülmemiştir."

Sağcılar, Türk olduklarını bağıra bağıra savunurlar ama insan olduklarını söylemekten kaçarlar. Çünkü insan olmak, omurgalı olmayı gerektirir.

PARA ve MAL ÇALANA HIRSIZ DENİR.
HALKIN OY'UNU ÇALANA NE DENİR?..

SİYASAL SOYGUNCU yada DALKAVUK!.. (Dalkavuklar, genellikle gerçek duygularını gizler ve çıkarları için başkalarını memnun etmeye çalışırlar.)


Bir alıntı ile bitirelim.





Bir alıntı ile bitirelim.
“Hindistan'ın İngilizler tarafından işgal edildiği yıllarda bir İngiliz subayı hiçbir neden olmaksızın halktan bir Hintliye sertçe bir tokat atar.
Hintli adam hemen bir yumrukla subayı yere serer.
Bu karşılığı beklemeyen subay
hem korkar hem de sinirlenir.
Tek başına bir şey yapamayacağını bildiğinden yardım almak için bölüğe gider.
Nasıl olur da sıradan bir Hintli İngiliz Kraliyet subayına vurmaya cüret edebilirdi.
Subay Generalin yanına gidip olayı anlatır ve kendisinden asker talep eder.
General onu dinledikten sonra onu bir odaya götürür.
Bir kasadan 50.000 Rupi çıkarıp subaya verir:
- Bu parayı bugün sana tokat atan Hintliye ver ve ondan özür dile!
Bunu duyan İngiliz subay sinirlenir:
- Zavallı bir Hintli,
İngiltere Kraliyet subayına vurup hakaret edecek ve karşılığında ondan özür mü dileyeceğim?
General sertçe:
- Bu bir emirdir.
Soru sormaksızın itaat edeceksin!
Subay çaresizce parayı alır,
götürüp Hintli adama verir,
özür diler.
Hintli adam o zamanın parasıyla yarı servet olan parayı görünce çok sevinir.
Onunla ev, araba vs.alır.
Bir süre sonra da bu Hintli tanınan tüccarlar arasına girer.
Aylar geçer. Bir gün General tokat yiyen subayı çağırır:
- Zamanında sana tokat atan Hintliyi hatırlıyor musun?
Subay:
- Unutmam mümkün mü efendim.
General:
-Şimdi intikamını alma vaktidir.
Ona kalabalık bir topluluğun içinde vur!
Herkes görsün!
Subay itiraz ederek:
- Bu Hintli kimsesiz iken ona vurmama izin vermediniz.
Şu an şehrin tanınan, önemli kişilerinden biri olmuşken mi vurmamı istiyorsunuz?
Ona vurur vurmaz etrafındakiler bana saldırırlar efendim!
General kendinden emin bir şekilde:
- Endişelenecek bir şey yok.
Sana dediğimi yap!
Git ona vur, gel!
İngiliz subay Hintli adamın mağazasına gider.
Hintlinin adamları ve kalabalık müşterisi de orada bulunmaktadır. İngiliz subay bir şey demeksizin öyle bir vurur ki adam düşüp yere kapaklanır.
Hintli adam hiçbir karşılık vermediği gibi düştüğü yerden de kalkmaz. İşin garip tarafı subayın yüzüne dahi bakmaya cesaret edemez.
Karşılık görmeyen subay hayretler içerisinde kalır.
İntikam almanın verdiği sevinçle oradan ayrılıp generalin yanına gelir.
General:
- Seni hem sevinçli ve hem de hayretler içerisinde görüyorum.
Subay:
- Evet efendim.
O Hintli İlk seferinde kimsesiz iken ona vurduğumda sessiz kalmayıp daha sert bir şekilde bana vurdu. Ama bugün mal, makam sahibi iken ona vurduğumda karşılık vermek bir yana, bana bir söz dahi edemedi.
General:
- İlk sefer ona vurduğunda izzeti nefsi vardı ve bunu en büyük sermayesi bilirdi.
Onu korumak için sana karşılık verdi.
Ama ikinci seferde İZZETİ NEFSİNİ PARAYA SATTI.
Menfaati tehlikeye girer diye sana karşılık vermeye korktu.
Onun için kendini savunamadı.”
Çıkarı için izzeti nefsini satanlara, ithaf olunur.
Devil’s Child
ALINTI
Ozan
23 Şubat 2025

Hiç yorum yok: