5 Şubat 2025 Çarşamba

TÜRKİYE'DE SİYASETÇİ OLMANIN ÜÇ KOŞULU

 Türkiye’de Siyasetçi Olmanın Üç Olmazsa Olmazı



Siyaset, halkın iradesini temsil etmesi gereken bir alan gibi görünse de Türkiye’de belirli kurallara tabi gibi işliyor. Eğer siyasetçi olmak istiyorsanız, üç temel koşulu yerine getirmeniz gerekir: Zengin olacaksınız, yalan söyleyeceksiniz ve korkak olacaksınız.


1. Zengin Olacaksınız


Türkiye’de siyasete giriş biletiniz, banka hesaplarınızdaki rakamlarla ölçülür. Mecliste kaç işçi, kaç emekçi, kaç çiftçi var? Yok denecek kadar az. Çünkü meclistekiler, işçinin ve emekçinin patronları. Güçlü bir sendika veya örgütlenmeyi desteklerler mi? Mümkün değil! Çünkü sermaye, kendini tüketen bir ateşe dönüşmez; aksine büyümek, güçlenmek ister. Sermaye düzeni, sermayesinin eksilmesini istemez.


Nazım Hikmet’in şu dizeleri, bu gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpıyor:


Korkunçsun, kardeşim.

Bir değil, beş değil, yüz milyonlarcasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,

Gocuklu celep kaldırınca sopasını

Sürüye katılıverirsin hemen

Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.


Sistem, seni sadece karnını doyuracak kadar ücretle köleleştiriyor, sonra da oyunu istiyor. Sen ise seçimlerde gidip seni ezen, emeğini çalanlara oy veriyorsun. Hakkını savunmasını beklediğin kişiler, aslında senin sırtından zenginleşmeye devam edenler.



2. Yalan Söyleyeceksiniz


Siyasetçinin en büyük sermayesi yalanlarıdır. Çünkü zengin olan, yani sermaye sahibi, doğası gereği korkaktır. Konfor alanından çıkamaz, halkın içinde görünmez ama görünüyormuş gibi yapar. Halkın sorunlarını gerçekten dile getiren, çözüm üretmeye çalışan kaç kişi var?


Siyasetçinin ilk yalanı seçim meydanlarında başlar:

"Bana oy verin, sizin hakkınızı savunayım."

Oysa gerçek şudur:

Meclise giren bir milletvekili, sadece iki yıl görev yaparak ömür boyu en yüksek emekli maaşına hak kazanıyor. Bir dönem daha kalırsa, 300 bin liralık vekil maaşıyla birlikte, en yüksek devlet emeklisi maaşını da alıyor. Yani senin asgari ücretini, emekli maaşını, çalışma koşullarını, sosyal haklarını belirleyen kişi, lüks içinde yaşayan, işçinin, emeklinin, çiftçinin halini bilmeyen biri.


Ve sen, tüm bunları bile bile gidip yine de bu düzenin temsilcilerine oy veriyorsun. Kendi celladına aşık olan mahkum gibi...

Mesela Gürsel Tekin gibi hem zengin, hem yalancı, aşağıda attığı twitle halkın gazını alıyor.



3. Korkak Olacaksınız


Sermaye korkaktır. Zenginler risk almaz, sadece güçlünün yanında durur. Halkın içinde değil, lüks toplantı salonlarında, korumalarla çevrili konforlu alanlarında yaşar. Ve seni yönetir.


Onca zulüm yaşanırken, sokaklarda insanlar coplanırken, biber gazına boğulurken, hangi siyasetçiyi işçinin grev çadırında, fabrikanın önünde, tarlada çiftçinin yanında gördünüz?


Yok değil mi?


Çünkü halkın yanında durmak cesaret ister. Onlar için halk, sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir kalabalıktan ibaret. O yüzden halk kendi çaresini kendi üretmeli. Üretecektir de.



Sokrates'in Savunmasını şöyle yapar.


"Ben bir siyaset adamı olamayacak kadar dürüst olduğumu düşünerek, size ve kendime iyilik etmemi engelleyecek hiçbir yola sapmadım! Tam tersine, hepinize iyilik etmemi mümkün kılan bir yola girdim, herkesin kendini düşünmekten, kendi işlerinin peşinde koşmaktan önce erdemi, bilgeliği araması gerektiğini, devletin sırtından faydalanmaya bakmadan önce devlete bakması gerektiğini sizlere kabul ettirmeye çalıştım.”


Bundan 2500 yıl önce siyasete girmeyerek 


dürüstlüğü ve erdemliliği savunan Sokrates var.


O dönemde dürüstlüğü savunan Sokrates'i idam eden bir düzen vardı.



Bugün ise siyasete girmek için yalan, riya, sahtekarlık var.


Bugün ise namuslu, erdemli insanları üzen bir düzen var.



"Siyaset para biriktirme yeri değildir.Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir.

Basit olmaktır ve halk gibi olmaktır. sıradan bir vatandaş gibi olmaktır.."

Jose Mujica

Uruguay Cumhurbaşkanı..



Ozan

05 Şubat 2025

Hiç yorum yok: