22 Mayıs 2013 Çarşamba

Dost biriktirmek -Önder BALIKÇI


Bu yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Kim demiş, “kedi ile köpek anlaşamaz, dost olmaz” diye? Bu fotoğraf, dostluğun göstergesi.

Halil Cibran, “Dostluk, her zaman tatlı bir sorumluluktur. Asla fırsat değildir” diyor. Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama bu arada basit bir sanatı unuttuk ne yazık ki! Kardeş olarak yaşamayı. Oysa insan, en net, kalbiyle görebilir. Yaşamak, sevgiyle, aşkla, dostlukla beslendiğinde ayrı bir değer kazanır, kuşkusuz.

Sevgisiz, hoşgörüsüz, kavgacı bir toplum olduk. Birbirimizin gözünü oymak için ne gerekirse yapıyoruz. Aynı apartmanda oturup, birbirini tanımayan, karşılaştığında selâmlaşmayan, bir “merhaba”, bir “günaydın”ı birbirine çok gören, asık suratlı bir toplum olduk.

Bu yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Orada dostluğu göreceksiniz. Kedi, nankörmüş! Geçiniz! Kedi, özgürlüğün simgesidir. Yemeğini, suyunu verseniz de, kediyi, teslim alamazsınız. Onu, siz istediğinizde değil, ancak o istediğinde sevebilirsiniz. Köpek, vefalıdır, her zaman. Sizi hiçbir zaman unutmaz.

Bu yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Sevginin, mutluluğun fotoğrafıdır o. Unutmayın ki, mutluluğun anahtarı, sevgidir. Bölüştükçe çoğalan tek hazinedir, sevgi. Onu dağıtmada, elinizden geldiğince cömert ve savurgan olun.

Ataol Behramoğlu’nun dizelerini unutmayın:

“Bütün insanları dostun, kardeşin bil kızım,

Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil, kızım,

Zulmün önünde dimdik tut onurunu,

Sevginin önünde eğil, kızım”

İnsan ömrü çok kısa. Öyleyse mutlu yaşamanın tadına varmalı. Yaşamak, güzelliktir, değeri bilinmeli. Yaşamak, servettir, korunmalı. Yaşamak, şanstır, kullanılmalı. Yaşamak, yaşamaktır, uğruna savaşılmalı.

“4 Mum” isimli yazının şimdi tam sırası:

Dört mum, yavaşça konuşuyordu. Ortam çok sessizdi, konuşmalar duyuluyordu. İlki, konuştu:

“Ben, barışım. Hiç kimse benim yanık kalmamı sağlamaya çalışmıyor. İnanıyorum ki, söneceğim.”

Alevi azaldı ve söndü.

İkincisi, konuştu:

“Ben, inancım. Neredeyse herkes, beni artık gerekli görmüyor. Bu nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok.

Konuşmasını bitirdi ve söndü.

Üçüncü mum da, “Ben, sevgiyim. Yanık kalmak için gücüm yok. İnsanlar, beni anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular” diyerek, o da söndü.

Ansızın, bir çocuk girdi odaya ve üç mumun yanmadığını gördü. “Neden yanmıyorsunuz? Sizin, sonuna dek yanmanız gerekir” dedi ve ağlamaya başladı.

Dördüncü mum, çocuğa dönerek, “Korkma, ben hâlâ yanıyorum. Diğer mumları yeniden yakabiliriz. Ben, umudum” dedi.


Hiç yorum yok: