Bu
yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Kim demiş, “kedi ile köpek anlaşamaz, dost
olmaz” diye? Bu fotoğraf, dostluğun göstergesi.
Halil
Cibran, “Dostluk, her zaman tatlı bir sorumluluktur. Asla fırsat değildir”
diyor. Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama bu arada basit
bir sanatı unuttuk ne yazık ki! Kardeş olarak yaşamayı. Oysa insan, en net,
kalbiyle görebilir. Yaşamak, sevgiyle, aşkla, dostlukla beslendiğinde ayrı bir
değer kazanır, kuşkusuz.
Sevgisiz,
hoşgörüsüz, kavgacı bir toplum olduk. Birbirimizin gözünü oymak için ne
gerekirse yapıyoruz. Aynı apartmanda oturup, birbirini tanımayan,
karşılaştığında selâmlaşmayan, bir “merhaba”, bir “günaydın”ı birbirine çok
gören, asık suratlı bir toplum olduk.
Bu
yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Orada dostluğu göreceksiniz. Kedi,
nankörmüş! Geçiniz! Kedi, özgürlüğün simgesidir. Yemeğini, suyunu verseniz de,
kediyi, teslim alamazsınız. Onu, siz istediğinizde değil, ancak o istediğinde
sevebilirsiniz. Köpek, vefalıdır, her zaman. Sizi hiçbir zaman unutmaz.
Bu
yazıda yer alan fotoğrafa iyi bakın. Sevginin, mutluluğun fotoğrafıdır o.
Unutmayın ki, mutluluğun anahtarı, sevgidir. Bölüştükçe çoğalan tek hazinedir,
sevgi. Onu dağıtmada, elinizden geldiğince cömert ve savurgan olun.
Ataol
Behramoğlu’nun dizelerini unutmayın:
“Bütün
insanları dostun, kardeşin bil kızım,
Sevincin
ürünüdür insan, nefretin değil, kızım,
Zulmün
önünde dimdik tut onurunu,
Sevginin
önünde eğil, kızım”
İnsan
ömrü çok kısa. Öyleyse mutlu yaşamanın tadına varmalı. Yaşamak, güzelliktir,
değeri bilinmeli. Yaşamak, servettir, korunmalı. Yaşamak, şanstır,
kullanılmalı. Yaşamak, yaşamaktır, uğruna savaşılmalı.
“4
Mum” isimli yazının şimdi tam sırası:
Dört
mum, yavaşça konuşuyordu. Ortam çok sessizdi, konuşmalar duyuluyordu. İlki,
konuştu:
“Ben,
barışım. Hiç kimse benim yanık kalmamı sağlamaya çalışmıyor. İnanıyorum ki,
söneceğim.”
Alevi
azaldı ve söndü.
İkincisi,
konuştu:
“Ben,
inancım. Neredeyse herkes, beni artık gerekli görmüyor. Bu nedenle daha fazla
yanık kalmama hiç gerek yok.
Konuşmasını
bitirdi ve söndü.
Üçüncü
mum da, “Ben, sevgiyim. Yanık kalmak için gücüm yok. İnsanlar, beni anlamadı.
Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular” diyerek, o da söndü.
Ansızın,
bir çocuk girdi odaya ve üç mumun yanmadığını gördü. “Neden yanmıyorsunuz?
Sizin, sonuna dek yanmanız gerekir” dedi ve ağlamaya başladı.
Dördüncü
mum, çocuğa dönerek, “Korkma, ben hâlâ yanıyorum. Diğer mumları yeniden
yakabiliriz. Ben, umudum” dedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder