3 Mayıs 2013 Cuma

Türkçülük Günü ve komünizm tehlikesi


03.05.2013 Radikal
HÜSEYİN Nihal Atsız ve yol arkadaşları “Devlet komünist kadrolar yetiştiriyor” deyip ortalığı velveleye verirken, hükümetin başında Şükrü Saraçoğlu vardı.
Ki Saraçoğlu’nun, “Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir” dediği dönem de, yine bu Türkçü ekibin “Türklük elden gidiyor” yakarışlarına denk gelir.
Nasıl bir tehlikeyse komünizm;
Yaşlı bir bedende birden bire ortaya çıkan bir tümöre benziyor Türkçüler için…
En tepede Milli Şef, altında Türkçü Başbakan;
Biraz da konjonktür gereği -ideolojik olarak- Hitler’e yanaşılan ve selamlar gönderilen bir dönem…
Ağzını açmak yasak… “Komünist” lafı ayıp…
Fakat ne hikmetse, komünizm geliyor. 
Sorayım:
Komünizm, kendiliğinden gelir mi?
***
İşte bugün kutlanacak Türkçülük Bayramı’nın kaynağı da “o gün”kü “komünizm tehlikesi”ydi.
Bugünün ülkücüleri için büyük bir “idol” olarak görünse de Atsız, düşünce itibariyle kapsayıcı bir milliyetçiden öte “ırki” noktada Türkçü idi.
Bugün “Türk-İslam Sentezi”nden bahsetse de MHP’liler;
Atsız için böyle bir sentez yoktu ve “Türk” olanın hangi dine mensup olduğu da önemli değildi.
Tarih 1944 iken;
Hükümetin en dikkat çekici bakanları arasında yer alan isim Hasan Ali Yüceli’di. Bunun yanı sıra devlet kadrolarında Yücel gibi bazı entelektüeller vardı.
Ve asıl hedef ise yazdıkları ile Türkçüleri kızdıran Sabahattin Ali’ydi.  
İşte Atsız ve ekibi, Ali ve benzer düşüncelerdekiler için “komünist kadrolar” ifadesini kullandı. Bununla ilgili yazılar yazılıp toplantılar yapıldı. Devamında da Atsız, Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na bir uyarı ve şikayette bulunarak Yücel ve benzer düşüncedekilerin görevlerinden alınmasını istedi.
Mektupta bir büyük parantez de Sabahattin Ali için açtı.
Bunun yanı sıra Sabahattin Ali aleyhine çok sert bir yazı kaleme aldı. Hedef gösterdi. 
Hem bu mektup, hem de provakatif söylemler, hem de yazının ardından Ali, Atsız’ı mahkemeye verdi.
***
Ve tarihler 3 Mayıs 1944’ü gösterdiğinde, bu davanın ikinci duruşması yapıldı.
Fakat İnönü’nün izni olmadan 10 kişi dahi yan yana yürüyemezken, bu defa Türkçüler dev bir gösteri yapıyordu.
Türklük lehine ve komünizm aleyhine sloganlar atılıyordu.
Ulus Meydanı’na doğru kitle durmuş ve İstiklal Marşı okumaya başlamıştı. Ve Türkçü gençlerin hedefi, Başbakan Saraçoğlu ile görüşmekti.
Fakat olmadı…
Daha da ötesinde, gösteriye katılanlar bir bir tutuklandı. Bazı iddialara göre Türkçü gençler dövüldü.
Milat oldu o gün…
Ve bir yıl sonra…
Atsız ve birlikte yargılanan yol arkadaşları, Tophane Askeri Hastanesi’nde “Ankara Gösterisi”nin birinci yılını kutladı.
Ve bugün, önce Türkçülük Günü, daha sonra ise Türkçülük Bayramı olarak kutlanmaya başladı.
***
Sorayım:
Bir ülkeye hiç komünizm gelmeyip de, komünizm sayesinde kutlanan ya da anılan bazı günlerinin olması tuhaf değil mi?
Bir asrı komünizm tehlikesiyle geçirip, komünist diye insanları hedef göstermek, sürmek, öldürmek garip değil mi?
Komünistleri sevmeyen Türkçüler…
Bakın, onlar sayesinde bir gününüz var:
Kutlarım…

Hiç yorum yok: