İnsansız
uzay aracı var.
İnsansız
hava aracı... İnsansız deniz aracı... İnsansız otomobil...
Olmaz mı?
Olur, elbette. Hepsi olur.
İnsansız
daha bir sürü şey olabilir.
İnsansız
hava sahası, mesela.
İnsansız
bölge de olabilir.
Ama
insansız şehir olmaz.
Daha bir
sürü şey insansız olmaz.
İnsansız
hayat olur mu?
Peki,
insansız ahlak?
Ahlaksız
insan? Bu soruya çabuk cevap verdiniz, değil mi?..
Ya
insansız politika? "İç"iyle, "dış"ıyla politika işte! Ama
"insansız"...
Olur mu
olur!
Çünkü
"insansız politikacı" var!
Yani
"dış"ı insan da, "iç"i biraz şey, nasıl diyelim, başka
maddeden, mesela, paslanmaz çelik...
* * *
Durmadan
konuşuyor, "insansız danışmanlar"ının önüne koyduğu kâğıttan - bazen
kendi bile okuduğunu tam anlamadan - türlü kavramlar telaffuz ediyor,
bağırıyor, tükürükler saçıyor, cümlelerin sonunda sesini "alkış
modu"na çevirip yokuş yukarı kanatlanıyor.
Karşılığında
"insansız alkışlar" alınca gözleri parlıyor ve hırsla yeni cümlelerin
arasına dalıyor...
En çok da
"insansız devlet"ten, "insansız ekonomi"den,
"insansız liderlikler"den
falan söz ediyor.
Sonra...
Sonra
duruyor...
Bir
şeyler düşünüyor ve hissediyor gibi yapıyor.
Belki de
o an aklına "gerçek insanlar" geliyor. "Sıradan" olanlar
yani.
Sesini
dalgalandırıyor, gözlerini sulandırıyor, "Hiç olmazsa şimdi bana inanın
bari" der gibi hüzünlü mimikler ve jestler sergiliyor...
Ve...
"İnsan"dan
bahsediyor.
"En
bozulmamış, en saf insan" olan bebeklerden söz ediyor.
Ama ölü
bebeklerden...
Bebek
cesetlerinden...
Yüreklerimiz
sıkışıyor. Soluksuz kalıyoruz. Artık dayanamıyoruz...
* * *
Dün
neredeyse bütün siyasi liderler kanlı bebekleri kollarından bacaklarından
çekiştirdi durdu.
Biri,
falanca ülkedeki ve kentteki bir kanlı bebek cesedini sallıyordu elinde ve
dilinde, rakibine karşı... Öteki bir başka yerden farklı bir ölü bebeği...
Televizyonu
iki yanından tutup sarsarak bağırmak geldi içimden:
"Canlıları
ikna edebilmek için ölüleri kullanmaktan vazgeçin, efendiler! Özellikle de
bebek cesetlerinden çekin ellerinizi!
Madem ki
kendinize böylesine güvenerek insanların kaderlerini değiştirmek için çıktınız
meydana, o halde o çocukların ve öteki bütün çocukların ölmemesi, daha iyi
yaşaması için HER GÜN neler yaptığınızı anlatın!
Türk
bebeklerin, Kürt bebeklerin, Arap bebeklerin, hatta Afrika'dan Latin Amerika'ya
kadar bütün bebeklerin yıllardır çektiği acıları hafifletmek için HER GÜN neler
yapıyorsunuz?
Evet, her
gün!
Madem ki
her gün politikayla uğraşıyorsunuz...
Madem ki
her gün demeç veriyor, oy ve destek istiyor, iktidar mücadelesini sürdürüyor,
alkış alıyor, siyasi egonuzun keyfini çıkarıyorsunuz..."
* * *
Bebekler
daha kundaklarında masum uyurken onları ırkına, milletine, dinine, mezhebine
göre ayıran politikacılar ne kadar "sahici", ne kadar
"insani" olabilir sizce?
Reyhanlı'da
yakın tarihimizin en kanlı katliamı oldu. Hangi politikacılar acıyı
yüreklerinde hissedebildi acaba?
Birçoğu
için yeni bir "raund" başladı: Kim, nasıl ve ne kadar iyi
yararlanacak bu durumdan? Coşkulu söylemler şahlandı. Heyecan doruk yaptı.
Ölüm var,
efendiler, onlarca ölüm var bu memlekette!
Hanginiz
ne yaptınız bu insanların öleceği gelişmeler olmasın diye?
İktidarıyla,
muhalefetiyle?..
Yarın
yeni insanlar, yeni bebekler ölecek. Yeni hesaplarla kendi aranızdaki raundlara
devam edeceksiniz.
Hissetmeden
bağıracaksınız! İnanmadan kızacaksınız! Üzülmeden ağlayacaksınız! Akşam da
"insansız danışmanlarınız" ve "insansız meslektaşlarınız"
ile "Nasıldım ama!" muhabbeti yapacaksınız!
Ölenlerin
arasında bir yakınınız olana kadar, kanı dökülen insanlara birer
"istatistik" olarak bakacaksınız!..
* * *
"İnsansız
politikacı", türünün tek örneği değil.
Ona
benzeyen başka modeller de var.
Mesela,
"insansız gazeteci"...
Bunlardan
biri, Reyhanlı'daki can kaybının, "Ortadoğu'da etkili bir aktör olmanın
kaçınılmaz maliyeti" olduğunu söyledi.
Nasıl,
rahatladınız mı şimdi?
Ey,
Reyhanlı'da ölenler! Onların akrabaları, yakınları, arkadaşları!
İçiniz
rahat etti mi artık? Bakın, "büyük devlet olmamızın kaçınılmaz
maliyeti" imiş ölümleriniz!..
Bir de
"müjdesi" var aynı "insansız gazeteci" arkadaşın:
"Etkili aktör" olmak için yeni ölümler de olacakmış; ama korkmayın
hemen, bu da "normal"miş...
Ha, bir
de "insansız aktör" var, demek ki!
"Etkili
aktör" olacağız, "bölge lideri" olacağız, "dünya çapında
güç" olacağız...
Onun için
de kurban edileceğiz...
Öleceğiz...
Öleceğiz...
Öleceğiz...
Ama sağ
kalanlarımız, bir ihtimal, çok etkili, çok büyük, çok güçlü bir devletin
vatandaşları olacak!
Ne büyük
bir mutluluk, değil mi?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder