29 Mayıs 2013 Çarşamba

MEKKE MÜŞRİKLERİ İLE GÜNÜMÜZ MÜŞRİKLERİ ARASINDAKİ FARKI BULUNUZ??????????? MEKKELİ MÜŞRİKLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİ ?


Fotoğraf: MEKKE MÜŞRİKLERİ İLE GÜNÜMÜZ MÜŞRİKLERİ ARASINDAKİ FARKI BULUNUZ???????????
MEKKELİ MÜŞRİKLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİ ?

• Ebu Lehebler ve Ebu Cehiller de Allah’a inanırlardı. (Zuhruf:9, Ankebut:61, Lokman:25)

• Üstelik cübbeli ve sakallı idiler. Hergün zemzem suyu içer hurma yerlerdi. Onlar da kutsadıkları kişilerin, evliyaların, sadatların şefaatine inanırlardı. (Enam:94, Ahzab:67-68, Ahkaf:6)

• Ölülerden yardım beklerlerdi. İnsanlardan dini kullanarak para toplarlardı.(Yasin:21) Onlar da Allah adına bir sürü haramlar ve helaller uydurup onlara inanırlardı. Onlar da kılı kırk yararak şefaat umduklarına uyduruk ibadet yapar halkı cahili ibadetlerle oyalarlardı. (Zümer:3, Yunus:18, Zümer:43-44, Ahkaf:5-6) 

• Cehenneme girselerde biraz yanıp çıkacaklarını sanırlardı. (Ali İmran:24, Bakara:80) 

• Hizipçi idiler. Hepsi "Fırka-ı Naciye" kendilerini sanardı. (Enam:159; Rum:31,32). 

• Kadınları aşağı görürlerdi. Allah ve elçileri adına uydurulmuş her hikayeye inanırlardı. Ebu Leheb ve Ebu Cehil de “nakil” diye Allah’ın verdiği en büyük nimet olan” akla” düşman idiler. Çoğunluğu körükörüne izlerlerdi. Atalarının dini üzereydiler. Allah’ın ismi tek başına zikredilince hoşlanmazlardı, ilahları ile birlikte anılınca hoşlarına giderdi (Zümer:45). 

• İşin ilginci müşrik olduklarını da inkar ederlerdi; kendilerini muvahhit sayarlardı. (6:23; 6:148; 16:35). 

• Akılsızlığı, cehaleti ve şirki savunanlar eğer Muhammed a.s döneminde yaşasaydılar kesinlikle Ebu Cehillerin yanında yer alır ve Muhammed a.s'ın fitne çıkardığını, ataların dinine ihanet eden bir mürted olduğunu, evliyalara hakaret ettiğini iddia eder ve Muhammed’in (s.a.v) öldürülmesi için açılan kampanyayı desteklerdi. Eğer İsa döneminde yaşasalardı Ferisilerin yanında yer alırlardı; Musa döneminde yaşasalardı Samirilerin. (Mu'minun 26)

--------------------------
İLGİLİ AYETLER
--------------------------

1- Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. (Zuhruf 9)

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? (Ankebut 61)

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. (Lokman 25)

2- Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. (Enam 94)

Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” (Ahzab 67,68) 

3- İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. (Zümer 3)

Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.” (Yunus 18)

Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 
De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Zümer 43,44)

Kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah'ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler.

İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler. (Ahkaf 5,6)

4- Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” 
(Bakara 80)

Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. (Ali İmran 24)

5- Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. (Enam 159)

Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. (Rum 31,32)

6- Allah, bir tek (ilâh) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler. (Zümer 45)

7- Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. (Enam 23)

Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” (Enam 148)

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. (Nahl 35)

8- "Firavun dedi: “Bırakın, Musa'yı öldüreyim de Rabbine yalvarsın bakalım, O Musa'yı kurtaracak mı? Dikkat edin, ben O'nun dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum!” (Mu'min 26)
https://www.facebook.com/KuranUniversitesi
SAYFASINDAN ALINTIDIR...• Ebu Lehebler ve Ebu Cehiller de Allah’a inanırlardı. (Zuhruf:9, Ankebut:61, Lokman:25)
• Üstelik cübbeli ve sakallı idiler. Hergün zemzem suyu içer hurma yerlerdi. Onlar da kutsadıkları kişilerin, evliyaların, sadatların şefaatine inanırlardı. (Enam:94, Ahzab:67-68, Ahkaf:6)
• Ölülerden yardım beklerlerdi. İnsanlardan dini kullanarak para toplarlardı.(Yasin:21) Onlar da Allah adına bir sürü haramlar ve helaller uydurup onlara inanırlardı. Onlar da kılı kırk yararak şefaat umduklarına uyduruk ibadet yapar halkı cahili ibadetlerle oyalarlardı. (Zümer:3, Yunus:18, Zümer:43-44, Ahkaf:5-6)
• Cehenneme girselerde biraz yanıp çıkacaklarını sanırlardı. (Ali İmran:24, Bakara:80)
• Hizipçi idiler. Hepsi "Fırka-ı Naciye" kendilerini sanardı. (Enam:159; Rum:31,32).
• Kadınları aşağı görürlerdi. Allah ve elçileri adına uydurulmuş her hikayeye inanırlardı. Ebu Leheb ve Ebu Cehil de “nakil” diye Allah’ın verdiği en büyük nimet olan” akla” düşman idiler. Çoğunluğu körükörüne izlerlerdi. Atalarının dini üzereydiler. Allah’ın ismi tek başına zikredilince hoşlanmazlardı, ilahları ile birlikte anılınca hoşlarına giderdi (Zümer:45).
• İşin ilginci müşrik olduklarını da inkar ederlerdi; kendilerini muvahhit sayarlardı. (6:23; 6:148; 16:35).
• Akılsızlığı, cehaleti ve şirki savunanlar eğer Muhammed a.s döneminde yaşasaydılar kesinlikle Ebu Cehillerin yanında yer alır ve Muhammed a.s'ın fitne çıkardığını, ataların dinine ihanet eden bir mürted olduğunu, evliyalara hakaret ettiğini iddia eder ve Muhammed’in (s.a.v) öldürülmesi için açılan kampanyayı desteklerdi. Eğer İsa döneminde yaşasalardı Ferisilerin yanında yer alırlardı; Musa döneminde yaşasalardı Samirilerin. (Mu'minun 26)

İLGİLİ AYETLER
1- Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. (Zuhruf 9)
Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? (Ankebut 61)
Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. (Lokman 25)
2- Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. (Enam 94)
Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” (Ahzab 67,68)
3- İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. (Zümer 3)
Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.” (Yunus 18)
Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?”
De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Zümer 43,44)
Kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah'ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler.
İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler. (Ahkaf 5,6)
4- Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
(Bakara 80)
Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. (Ali İmran 24)
5- Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. (Enam 159)
Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. (Rum 31,32)
6- Allah, bir tek (ilâh) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler. (Zümer 45)
7- Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. (Enam 23)
Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” (Enam 148)
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. (Nahl 35)
8- "Firavun dedi: “Bırakın, Musa'yı öldüreyim de Rabbine yalvarsın bakalım, O Musa'yı kurtaracak mı? Dikkat edin, ben O'nun dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum!” (Mu'min 26)
https://www.facebook.com/KuranUniversitesi
SAYFASINDAN ALINTIDIR...

Hiç yorum yok: