Can
Dündar
04 Mayıs 2013
İstanbul
Valisi, bir paragraflık konuşmasıyla sadece devlet aklının (hala) nasıl
çalıştığını mükemmelen sergilemekle kalmadı, Meclis’in aylarca çalışıp
çıkarttığı ve bir “demokrasi atılımı“ olarak tanıttığı 4. Yargı Paketi’ni de
çöpe attı.
O
paragrafa yakından bakalım:
* * *
1) “Dilan
kızımız marjinal grup üyesidir“ cümlesi soğuk savaş döneminden kalmadır. İnsan
hakları mücadelesi oraları çoktan aştı. Dilan‘ı bilmem; ama çağdaş toplumda
herkesin marjinal olma hakkı vardır. Devlete düşen -şiddet içermediği sürece-
her marjinale ifade alanı açmak ve özgürlüğünü güvence altına almaktır.
2)
“Yaralananların 3’ü de militandı“ derseniz, çağdaş toplum sizi hemen “Getir
mahkeme kararını“ diye sorguya çeker. Getiremezseniz yargısız infazdan dolayı
istifanızı ister. Bir yaralıyı mahkeme kararı olmaksızın militanlıkla suçlayan
devlet adamı da, hukuku yaralayan bir militan durumuna düşer.
3) “Bizde
kayıtları var, çatışma içindedir“ lafı, darbe dönemlerinin fişlemeci mantığının
aynen sürdürüldüğünün kanıtıdır. Bütün fişlerin çöpe atıldığı yalanını
belgeler.
4) Kaldı
ki polisten yansıyan haberlere göre Dilan‘ın Emniyet arşivinde suç kaydı
yoktur. “Türkiye Devrim Partisi“ üyesi olduğu, Söz dergisi dağıttığı kayda
geçirilmiş, hiçbir eyleme katılmadığı belirlenmiştir. 4. Yargı Paketi’nde ve
AİHM kararlarında şiddet içermeyen eylemin cezalandırılması, ifade özgürlüğünün
ihlali sayılmıyor muydu? Devlete Meclis mi hükmediyor, polis mi?
5) Velev
ki Dilan yasadışı örgüt mensubu olsun, 1 Mayıs’ta polise taş attığı görülsün.
Buna karşılık polisin yapması gereken, hedef gözeterek ve kapsülün üzerinde
yazılı “İnsanların üzerine atmayın“ talimatını çiğneyerek genç kızı gaz
fişeğiyle başından vurmak ve peşine düşüp sığındığı evde hırpalamak mıdır?
6) “Dilan
adlı kızımız...” diye başlayan cümledeki şefkat tonlaması, onu teröristlikle
suçlayan bir devlet adamının açıklamasına değil, 17 yaşındaki “çocuğu“ koruyan
bir kamu görevlisine yakışır. “Kızını” dövmekle değil korumakla görevli devlet,
bunu yapamadıysa en azından bir özür borçlu değil midir?
7)
“Aldığımız karar doğrudur. Dünyanın ne kadar mahkemesi varsa müracaat
edilebilir“ de ne demektir? Uygar dünyanın, Türkiye’nin de tanıdığı bir tane
mahkemesi vardır; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi... O da Taksim’de 1 Mayıs
yasağı uygulanmasının ve göstericilere karşı orantısız güç kullanımının
hukuksuz olduğunu, ifade ve toplantı özgürlüğünün ihlal edildiğini yakın
zamanda karara bağlamıştır. Bu karar karşısında Vali Bey’in “vicdan mahkemesi“
nasıl beraat verebilmiştir?
* * *
“Hukuk devleti“
ile “polis devleti“ arasındaki fark şu:
“Polis
devleti“, güvenlik için hukuktan vazgeçebilir.
“Hukuk
devleti”, biri için diğerinden vazgeçilirse ikisinin de yok olacağını bilir.
Biz hukuk
devleti istiyoruz.
Tabii bir
de ona yaraşır valiler...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder