"Kadın Haklarından Laikliğe: Atatürk’ün Aydınlattığı Yol ve Bugünün Çelişkileri"
AKP’nin iktidara gelmeden önce başlattığı ve yıllarca sürdürdüğü propaganda, bir mağduriyet hikâyesi üzerine kuruluydu. Laik ve seküler kesimleri "Beyaz Türkler" olarak damgalarken, kendilerini bu ülkenin "zencileri" olarak konumlandırıyordu. “Başörtülü bacılarımızın başörtüsüne karışılıyor” gibi söylemler, toplumda derin ayrışmalara neden olan siyasi bir strateji olarak sıkça dile getirildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu söylemlerin samimiyetinin sorgulanması gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT World programında konuşma yaptığı sırada, “İsrail’le ticaretin tamamen kesilmesi” çağrısında bulunan 9 kişi tutuklandı. Üstelik bu tutuklamayı gerçekleştiren hâkimin de başörtülü olduğu ortaya çıktı. "İsrail’e giden petrolü durdurun!" diyen kadınların cezaevine gönderilirken, başörtülerinin kesilerek yalnızca mendil kadar bırakıldığı iddiası, AKP’nin başörtüsü konusundaki tutarsızlığını gözler önüne seriyor. Dün başörtüsüne sahip çıkarak iktidara gelen AKP, bugün iktidarını korumak adına başörtülü bir hâkime, başörtülü kadınları tutuklatabiliyor.
Cumhuriyet gazetesi bu durumu şöyle özetliyor: “Cezaevine girişte başörtüsü kesilmiş, mendil kadar bırakılmış.” Bu olay, AKP’nin yıllarca dillendirdiği “Elhamdülillah, benim başörtülü bacım artık hâkim, savcı olabiliyor” sözlerini ne derece içselleştirdiğini sorgulamayı gerektiriyor.
Kadın Hakları: Atatürk’ün Evrensel Bakışı
Bu tablo karşısında Atatürk’ün kadınlara kazandırdığı hakların önemi bir kez daha anlaşılıyor. Türkiye’de kadınlar, Atatürk’ün önderliğinde, pek çok Avrupa ülkesinden önce siyasal haklarına kavuştu. Türk kadınları, 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde, 26 Ekim 1933’te köy ihtiyar heyeti üyeliği ve muhtarlık seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti. Ancak bu kazanımların 90. yılında, kadınların temsil oranı hâlâ arzulanan seviyede değil. 14 Mayıs 2023 genel seçimleri sonrası TBMM’de kadın milletvekili oranı yalnızca %20. Her 5 milletvekilinden yalnızca biri kadın. Bu tablo, geçmişteki kazanımların korunması ve ileriye taşınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Atatürk’ün Devrimci Yaklaşımı
Atatürk, yalnızca kadınların haklarını güvence altına almakla kalmadı; aynı zamanda kadınlara yönelik olumsuz toplumsal algıları yıkmayı başardı. Kadınların hor görüldüğü, değersizleştirildiği bir dönemde, “Dünyada her şey kadının eseridir” diyerek onların toplumsal statüsünü yükseltti.
Başka toplumlarda kadınlar, "şeytanın kamçısı" ya da "cehennemin kapısı" gibi ifadelerle küçümsenirken, Atatürk, "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın" sözleriyle kadınları yüceltmiştir.
Laikliğin Önemi ve AKP’nin Çelişkisi
Laiklik, yalnızca inanç özgürlüğünü değil, aynı zamanda bireylerin eşitliğini ve haklarını koruyan bir yapıdır. Atatürk’ün laiklik anlayışı, insanların dini inançlarını özgürce yaşayabilmelerini güvence altına alırken, kadın-erkek eşitliğinin de teminatıdır. Bugün, Atatürk’ün kurduğu devlette kadınların “Ben Atatürk’ü sevmiyorum” diyebilmesi, kendi varlıklarını ve kazandıkları hakları inkâr etmek anlamına gelir. Çünkü o, Türk kadınını köhne bir zihniyetten kurtararak özgürlük ve onur kazandıran, onu hak ettiği yere taşıyan bir liderdir.
Sonuç olarak, Atatürk’ün bıraktığı miras, kadın haklarından laiklik anlayışına kadar toplumun pek çok kesimi için vazgeçilmez bir değeri temsil eder. Bugün bu mirasın kıymetini bilmek ve onu ileriye taşımak, her bireyin sorumluluğudur.
Ozan
5 Aralık 2024



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder