Çözüm: Örgütlenme ve Bilinçlenme
Ankara Akyurt Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçilerin yaşadığı hayal kırıklığı, asgari ücret açıklamasının ardından işçi sınıfının mevcut durumunu ve siyasal iktidarla olan ilişkisini açıkça ortaya koyuyor. Özgür Kaya’nın Evrensel gazetesindeki makalesinde belirttiği gibi, işçilerin çoğunluğunda asgari ücretin 24-25 bin TL arasında olacağı beklentisi varken, açıklanan 22 bin 104 TL’lik rakam büyük bir tepkiyle karşılandı. İşçiler arasında hızla yayılan telefon trafiği, yalnızca ekonomik bir memnuniyetsizliği değil, aynı zamanda siyasi bir uyanışı da işaret ediyor.
"Lümpen Proletarya" ve Bilinçsizlik Sorunu
Sol ve sosyalist jargonda "lümpen proletarya," kendi sınıf bilincine sahip olmayan işçi sınıfını tanımlamak için kullanılır. Bu tanım, Türk-İş’in 29 bin 503 TL önerisini "abartılı" bulan ve 24-25 bin TL gibi bir beklentiye razı olan işçileri anlatmada oldukça yerinde görünüyor. Ancak burada dikkat çekici bir ironi var: Kendi emeğinin gerçek değerini dahi savunamayan bu işçiler, ülkeyi 22 yıldır yöneten AKP hükümetinin ekonomik politikalarından şikayet ederken, yine aynı hükümete bağlılıklarını sürdürüyor.
İşçilerin, “Bunlar Allah’tan korkmuyorlar onu anladık. Oydan, seçimden korkuyorlar diye bilirdik o da kalmamış! Neden böyle yapıyorlar valla ben anlamıyorum?” gibi ifadeleri, siyasal İslamcıların dini retoriğiyle yıllardır manipüle edilen bir kesimin, bu manipülasyonun farkına varmaya başladığını gösteriyor. Ancak bu farkındalık, henüz bir sınıf bilincine dönüşmüş değil. İktidarın seçime doğru işçi sınıfını memnun edecek adımlar atması halinde, aynı işçilerin tekrar AKP’ye oy vereceğini öngörmek zor değil.
AKP'nin Hesaplı Stratejisi
AKP hükümeti, lümpenleşmiş işçi sınıfını yakından tanıyor ve onların tepkilerinin kısa sürede yatışacağından emin. Yıllarca dini söylemler ve ekonomik sadaka düzeniyle kendine bağladığı bu kitlelerin örgütsüzlüğünü avantaja çeviren iktidar, düşük asgari ücret kararını da benzer bir stratejiyle dayatıyor. İşçiler kısa süreli bir öfke ve hayal kırıklığı yaşasa da, örgütsüz oldukları için bu tepkileri somut bir direnişe dönüşmüyor.
Çözüm: Örgütlenme ve Bilinçlenme
Esas mesele, bu işçilerin nasıl organize bir güç haline getirileceği. Siyasal İslamcıların dini araçlarla kontrol ettiği bu kesimin, sınıfsal bir bilinçle hareket etmeye başlaması için sendikaların ve sol örgütlerin daha etkili stratejiler geliştirmesi gerekiyor. İşçilerin ekonomik hakları için mücadele ederken aynı zamanda dini manipülasyonlara karşı bilinçlenmeleri sağlanmalı. Bu süreçte sendikal hareketlerin, özellikle bağımsız sendikaların rolü kritik öneme sahip.
Eğer işçiler, seçim korkusunun yanı sıra örgütlenmenin gücünü de fark ederlerse, yalnızca ekonomik koşullarını değil, aynı zamanda siyasal temsil mekanizmalarını da değiştirme kapasitesine sahip olabilirler. Ancak bunun için hem bilinçli bir liderlik hem de kararlı bir dayanışma ruhu gerekiyor. İşçi sınıfının uyanışı, sadece ekonomik kazanımlarla değil, siyasal ve sosyal dönüşümlerle de anlam kazanacaktır.
ASGARİ ÜCRET
"İşçiler hayatta kalabilmek için küçük bir lüksünden vazgeçmeyi tercih eder; barınaksız kalacağına bir domuz ahırında yaşamayı, çıplak dolaşmaktansa paçavralar içinde gezmeyi, açlıktan ölmektense patates perhizini uygulamayı tercih edecektir. Hiçbir işi olmayan birçokları gibi sokağa düşüp dünyanın gözleri önünde ölmektense, yarım bir ücret ve iyi günlerin umuduyla yetinecektir. Hiçbir şeyin biraz fazlası demek olan bu küçük şey, asgari ücrettir."
Friedrich Engels
Ozan
29 Aralık 2024

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder