24 Aralık 2024 Salı

CAMBAZA BAK SİYASETİ



İnönü, köy enstitülerinin kapatılması kararını alarak eğitimi ABD'nin hegemonyasına teslim etti. Bu adım, bağımsız ve özgün bir eğitim modelinin yok edilmesiyle sonuçlandı.

Ecevit ise taşımalı eğitim politikasıyla köylerde öğretmenlerin aydınlattığı yolları imamlara devrederek, köylerin kültürel ve sosyal dokusunu derinden sarstı.
Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu cumhurbaşkanlığı adayı göstererek sözde sosyal demokrat bir partiyi sağ siyasetin yörüngesine sokma çabasını başlattı. Ardından 39 milletvekili vererek siyasal İslamcılarla iş birliği yaptı ve son olarak faşist bir partiye oylarımızı satarak bu politikaları taçlandırdı. Bu adımlar, kurucu değerlerinden koparılan CHP'nin sistematik bir şekilde yozlaştırıldığının açık göstergesidir.
İnönü ile başlayan, Ecevit ile derinleşen ve Kılıçdaroğlu ile bugünkü halini alan süreç, Türkiye'yi bugün içinde bulunduğu kaotik duruma sürükleyen bir projedir.
Sol damarın neden güçlenmediği sorusunun yanıtı, CHP'nin kurucu değerlerini bilmemesi veya proje kişiler tarafından yönetilmesidir. Asıl sorun, Atatürk'ten sonra anti-emperyalist bir liderin partinin başına geçmemesiyle başlamıştır.


Bugün Türkiye, derin bir ekonomik krizle boğuşurken emekçi, emekli, memur, esnaf ve köylü geçim sıkıntısıyla kıvranmaktadır. Ancak CHP, bu krizlere karşı halkın yanında durması gerekirken, geçim mitingleri düzenlemek veya derhal seçim çağrısı yapmak yerine pasif bir duruş sergilemektedir. Partinin yeni genel başkanı Özgür Özel, emperyalizmin desteğiyle iktidara gelmiş siyasal İslamcılarla uzlaşma yapılamayacağını anlamaktan uzak bir tablo çizmektedir. Daha da ötesi, uzlaşma adı altında halkın öfkesini dindirmeye yönelik pasif politikaların izlenmesi, bu emirlerin yine emperyalizmden geldiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, Türkiye'nin kurucu partisi CHP, kurucu ideallerine dönmediği ve anti-emperyalist bir çizgi izlemediği sürece sol damar güçlenmeyecek ve ülke bu kısır döngüden kurtulamayacaktır.

Cambaza bak hikayesi şöyle:

Eskiden yükseğe bir ip gererlermiş, cambaz ipin üstünde yürürmüş, yan kesiciler de insanların yukarıya bakması için “cambaza bak cambaza bak” diye elleriyle yukarıyı gösterip milletin cebinde, cüzdanında ne varsa alırmış.
Yıllarca ülke insanını “cambaza bak cambaza bak” diye seçimlerde oylarını aldılar, değişen tek şey halk daha fakir, daha mutsuz, daha umutsuz...

2500 yıl öncesinde yaşayan Sokrates'ten örnek:

Ahlak filozofu Sokrates, 51 tane jüri önünde yargılanıyor ve idam kararı veriliyor, baldıran zehri ile öldürülüyor.
Ondan önce sevenleri, "seni hapishaneden kaçıralım" diyorlar. "Bu ahlâksızlıktır" diyor ve kabul etmiyor.
Uydur kaydır sözlere başvur jüri seni affedebilir deselerde ahlak filozofu bunu da kabul etmiyor.
Tarihe geçen savunmasında idam kararı veren jüriye şunları diyor.
"Ölümden korkulmaz, çünkü ölümün çaresi var. Ölürsün kurtulursun, ama yanlış yapmanın çaresi yoktur.
Yaptığınız yanlış kıyamete kadar sizinle birlikte gelecektir."
Bugün 2500 yıl geçmesine rağmen, Sokrates'in ismini bilmiyen yok.
Peki onu mahkum eden jüri heyetinin isimlerini bilen varmı?
Yok!
"Şu hayatı öyle bir yaşa ki kapanışta kendini alkışlayabilesin..."
Ozan

Hiç yorum yok: