Molière'in trajik sonu, insanlık tarihinin ironik bir aynasıdır. Fransız tiyatro yazarı ve oyuncusu, Hastalık Hastası adlı eserini sahnelerken sahnede kan kusup yere yığılır. Seyirciler, bu dehşet verici anı oyunun bir parçası zannederek coşkuyla alkışlar. Ancak Molière, alkışlar arasında yaşamının son perdesini kapatır ve o gece saat 10'da veremden hayata veda eder. Bu olay, Søren Kierkegaard'ın Meseller kitabındaki şu sözleri hatırlatır: "Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek."
Bugün dünyaya baktığımızda bu meselin adım adım gerçek olduğunu görüyoruz. Savaşlar, açlık, salgınlar, yok edilen ormanlar, katledilen hayvanlar ve kan kusan bir doğa... İnsanlık, kendi yazdığı bu trajediyi sahneleyen bir aktör gibi hem yaratan hem izleyen pozisyonunda. Alkışlamak yerine farkına varmalı, seyirci kalmak yerine harekete geçmeliyiz. Çünkü bu tiyatro böyle devam ederse, perde bir daha açılmayacak.
Ülkemize dönersek; ekonomi, eğitim, sağlık ve adaletin olmadığı bir Osmanlı'nın son dönemleri atmosferini yaşıyoruz. Devlet kurumları çökerken, toplum sahnede bir "Hastalık Hastası" oyununu izlercesine olan bitene kayıtsız kalıyor. Ülkemiz, tarihinin belki de en hoyrat ve hesapsız yönetimi altında. Siyasal İslamcılar, devleti liyakatsizlikle donatırken, eğitimi tarikatlara teslim ediyor. Oysa Emile Zola'nın şu sözleri ne kadar da uyarıcı: "İrtica, saltanatını bir ülkenin eğitimini ele geçirerek kurar ve böylece kökleşir kalır. Okullarda beyinleri yıkanan kuşaklar, yönetimde görev aldıkları zaman ülke çıkarlarını gözetmedikleri gibi, kendilerini eğitenlerin sözcüleri olacaklardır." Bugün, eğitimdeki bu teslimiyet, geleceğimizi ipotek altına alıyor.
Tarih, bu yanlışa düşenlerin hazin sonlarını hatırlatır. Almanya, II. Dünya Savaşı'ndan sonra harabeye döndüğünde, Bernard Adenauer şöyle demiştir: "Umarım bir daha, İsa bile gelse, tüm yetkiyi bir insana verecek kadar aptal olmayız." Ancak bugün, tek adam rejimlerinin hem dünyada hem ülkemizde nelere mal olduğunu acıyla deneyimliyoruz. Bu oyunu durdurmak, yeniden yazmak bizim elimizde. Çünkü her trajedide olduğu gibi bu hikâyede de bir umut saklıdır. Yeter ki izlemekten vazgeçip sahneye müdahale edelim.
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder