26 Aralık 2024 Perşembe

OĞUL ERDAL'DAN DİRENEN BABA İNÖNÜ ve DEMOKRATİK TAVIR



Herşey "Ya Genç Olan Bülent Ecevit, Ya Ben!" sözleriyle başladı.

Garp Cephesi Komutanlığı, Lozan Kahramanlığı, eski başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı… İsmet İnönü’nün siyasi kariyeri, Türkiye Cumhuriyeti tarihine damga vuran başarılarla doludur. Ancak bu köklü kariyer, 1972 yılında CHP’nin 5. Olağanüstü Kurultayı'nda ilk kez sarsıldı. 87 yaşındaki İnönü, “Ya genç olan Bülent Ecevit, ya ben!” diyerek yeniden genel başkanlık için aday olmuştu. Bu hamle, Türkiye siyasi tarihinde liderlik ve değişim kavramlarını yeniden tartışmaya açtı.

İnönü, 87 yaşında hâlâ liderlik iddiasını sürdürürken, siyasette dinamizmin ve yeniliğin önemini sorgulatan bir tavır sergiledi. “Ya genç olan Bülent Ecevit, ya ben!” ifadesi, parti içinde demokratik rekabet yerine kişisel tercihleri ve otoriteyi ön plana çıkaran bir anlayışı yansıtıyordu. Bu tutum, parti içi demokrasiyi ve çoğulculuğu kısıtlayan bir yaklaşım olarak eleştirilebilir. Liderlik değişiminin kaçınılmaz olduğu bir dönemde, İnönü’nün bu direnişi, yeniliğe karşı statükonun sembolü olarak görülmesine neden oldu.

İsmet İnönü ile Bülent Ecevit arasındaki gerilim, yalnızca bireysel bir liderlik yarışından ibaret değildi. Bu çatışma, CHP’nin ideolojik ve stratejik yönelimlerini de temsil ediyordu. İnönü, geleneksel ve statükocu bir çizgiyi temsil ederken, Ecevit, reformist ve halkçı bir lider olarak değişimi savunuyordu. 14 Mayıs 1972’de yapılan seçimde Ecevit, 826 oyla CHP’nin üçüncü genel başkanı olarak seçildi ve bu zafer, CHP’nin değişim sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Siyasette liderlik ve yaş tartışmaları, tarih boyunca birçok kez gündeme gelmiştir. Ancak İnönü’nün bu örnekteki tutumu, siyasette egonun ve koltuk sevdasının nasıl ülke gerçeklerinin önüne geçebileceğini gösteriyor. Aynı durumu Deniz Baykal örneğinde de görmek mümkün. Baykal, yerine geçen Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken, Kılıçdaroğlu bugün hâlâ CHP’de liderlik tartışmalarına müdahil olmaya çalışıyor. Benzer şekilde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’in liderliğine sıcak bakmaması, CHP’nin lider yetiştirme konusunda hâlâ büyük bir sorun yaşadığını gözler önüne seriyor.

Siyasette Gençleşme İhtiyacı
İnönü’nün “gençliği dezavantaj olarak görmesi” ve parti yönetimine dair tavrı, siyasette kuşaklar arası değişim ihtiyacını da gündeme getiriyor. Bu durum, sadece bir dönemin veya kişinin eleştirisi değil, siyasi sistemin genel yapısına yönelik bir sorgulama gerektiriyor. CHP’nin kendi iç dinamiklerinde dahi çoğulcu demokrasiyi tam anlamıyla işleyememesi, toplumda da aynı sorunların yaşanmasının sebeplerinden biridir.

İnönü’nün tarihi başarıları tartışılmaz. Ancak liderlik anlayışında yeniliğe direnç göstermesi, uzun vadede partisine zarar vermiştir. Bugün CHP’nin hâlâ liderlik tartışmalarıyla boğuşuyor olması, geçmişten ders alınmamasının bir sonucudur. Siyasette koltuk hırsı ve egonun, ülke gerçeklerinin önüne geçmesi; değişim ve dinamizm ihtiyacını göz ardı eden her liderin en büyük yanılgısıdır.


Türkiye siyasetinde istisna teşkil eden nadir bir isim vardı: "Ya genç olan Bülent Ecevit, ya ben!" diyen İsmet İnönü'nün oğlu Erdal İnönü. O, siyasetin kirlenmişliği, koltuk kavgaları ve egoların çatışması karşısında uzun süre dayanamadı. Bu yozlaşmanın ortasında bile ilkeli duruşunu koruyarak, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanlığı görevini kendi isteğiyle bıraktı. İnönü, sadece siyaset sahnesindeki incelikli yaklaşımıyla değil, aynı zamanda topluma örnek olan ahlaki ve entelektüel duruşuyla da hatırlanmayı hak eden bir liderdi.
Ozan

Hiç yorum yok: