TÜRK İNSANI, SİYASET ve ARİSTOTELES'İN ATININ DİŞLERİ
Güç ve Lider Yanılgısı: Sorgulamayan Toplumların Çıkmazı
Bizim gibi ülkelerde bireyler, her türlü koşulda güce ve güçlü liderlere hayranlık duyar. İş yerinde güçlü bir liderin hatalarını görmezden gelmek, hatta bu hataları yüceltmek yaygındır. Çünkü böyle bir tavır, maaş artışı ya da terfi beklentisiyle şekillenir. Daha da vahim olanı, siyasetteki durumdur. Milletvekilliği, bakanlık ya da belediye başkanlığı gibi yüksek mevkiler bir yana; belediye meclisi üyeliği ya da muhtarlık gibi daha alt düzey görevler bile, liderin hatalarını görmezden gelen, hatta bu hataları savunan bir kitle yaratabilir. Üstelik bu lider, gücünü kötüye kullanıp devleti dolandırsa dahi, arkasından giden insanları bulmak mümkündür.
Bu olgu, yalnızca günümüzle sınırlı değildir. Tarih boyunca otoriteler ve güç, eleştiriden muaf tutulmuş, sorgulanması bile bir tabu haline gelmiştir. Aristoteles’in otoritesine dayalı Atın Dişi Hikâyesi, bu durumun çarpıcı bir örneğidir:
Aristoteles ve Atın Dişi Hikâyesi
Felsefe tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Aristoteles, yalnızca metafizik ve etik alanlarında değil, doğal bilimler üzerine de büyük etkiler yaratmıştır. Onun fikirleri, özellikle Hristiyanlık dünyasında sorgulanmadan kabul edilmiş ve adeta mutlak doğrular olarak benimsenmiştir. Bu otoriter kabulün bir örneği de, Aristoteles’in atların ağızlarında 28 diş bulunduğuna dair iddiasıdır.
Aradan binlerce yıl geçtikten sonra, bir grup papaz bu tür konuları tartışmak üzere bir araya gelir. Bu sırada genç bir papaz, Aristoteles’in iddiasını sorgulamaya karar verir. Merakına yenik düşerek bir atın yanına gider ve dişlerini sayar. Sonuç, Aristoteles’in iddiasıyla çelişmektedir; atın ağzında 28 diş yoktur.
Genç papaz, bu bulguyu mecliste paylaşır. Ancak Aristoteles gibi bir otoritenin yanılmış olabileceği fikri, papazlar tarafından alayla karşılanır. Ne var ki ısrarları sonucunda diğer papazlar da atın dişlerini saymaya karar verir. Gerçekle yüzleşirler: Aristoteles’in söylediği doğru değildir.
Fakat bu gerçek, Aristoteles’in yanıldığını kabullenmelerini sağlamaz. Bunun yerine, "Atın dişlerinde bir sorun olmalı" diyerek Aristoteles’i değil, atı suçlamayı tercih ederler.
Hikâyeden Çıkartılacak Ders
Bu hikâye, sorgulamadan benimsenen otoritenin ve geleneklerin nasıl eleştirilmeden sürdürüldüğünü gösterir. İnsan aklını dogmalara teslim etmek, toplumsal ve bireysel gelişimi baltalayan en büyük engeldir. Gelenekselcilik, aklın özgürce düşünebilme ve sorgulama yetisini bastıran bir prangadır.
Sonuç
Hiçbir otorite ya da düşünce, sorgulama süzgecinden geçirilmeden mutlak doğru olarak kabul edilmemelidir. Aklın özgürleşmesi, dogmaların sorgulanmasıyla başlar. Aristoteles ya da başka bir otoritenin yanılmazlığına duyulan körü körüne güven, insan aklını köreltir. Oysa hakikat, yalnızca cesurca sorgulayan zihinlerin ısrarında saklıdır.
Ozan
07 Aralık 2024



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder